23 Nisan 2019, Salı

BAŞKENTİN KURTLARI KIŞ UYKUSUNDA

Giriş

Futbola ruhunu üfleyen İtalya ekolünün tepkisel bir kuruluş tarihçesine sahip kulübü As Roma ile Topsuz Oyun’daki yazılarımın başlama düdüğünü çalıyor ve bu fırsatla herkese merhaba diyorum; Ciao!*
Bildiğimiz üzere Roma geçen senenin çıkış yakalayan takımlarından biriydi. Özellikle Şampiyonlar Ligi’nde gösterdiği performans ve tarihe geçen Barcelona maçının ardından eski ihtişamlı günlerine dönmenin de ötesinde o günleri aşacağının sinyallerini veren bir futbolla gözleri üzerine doğrulttu. Yarı finalde İngiltere’den fikir yoldaşı Liverpool’la karşılaşan Roma, akıllı, pas yoğunluklu ve mücadeleci futboluna rağmen finale yükselememişti. Yine de “talihsiz” olarak nitelenen eşleşmelerin karşısında kendi oyununu oynayabilen Roma, mercekleri üzerine topladı. Ancak Monchi ve yönetimin transfer politikasının Di Francesco üzerindeki olumsuz etkileri Roma’yı bilhassa kendi liginde sürekli olarak değişen dizilimlere, istikrarsız bir oyuna ve orta alanda oyun kurma noktasında bir darboğaza itiyor.

Malumun İlanı: Alisson Becker Transferi

Geçtiğimiz sezon hem kendi liginde hem de Avrupa liginde muhteşem bir form yakalayan Brezilyalı kaleci Alisson Becker’in Liverpool’a transferi kimse için sürpriz olmadı. Hem fiziği, hem pozisyonel konumlanışı, hem ayaklarını kullanma noktasındaki yeteneği hem de oyun takibiyle henüz sezonun yarısına gelindiğinde Avrupa devlerinin ağzını sulandırmıştı. Alisson’un yokluğunu Robin Olsen ile doldurmaya çalışan Roma, elbette bu hamlenin yeterli olmayacağının farkındaydı. Ancak görünen o ki Olsen, öngörülenin de altında performansıyla günü kurtarmaktan uzakta. 1.98 boyuyla Olsen, boyunu kullanacak esnekliğe bile sahip değil ve ne yazık ki dünyada yükselen kaleci ekolünün çok gerisinde. Roma’nın bu sezon kalesinde gördüğü gollerin yarısı Olsen’in bireysel hataları ve öngörü eksikliğinin bir sonucu. Oyunu başlatan yakın paslardaki aceleci tutumu da ileride Roma’nın başını belaya sokabilir.

Alfa Kurt: Kolarov

Birçok oyuncusunu Monchi’nin girişimci ruhuyla satışına izin veren Roma’da, kadim bir oyuncu olarak Kolarov bulunuyor. Bilhassa Nainggolan ve Strootman’ın gidişinden sonra, saha dizilimini, oyun stratejisini ve saha dağılımını değiştirmek zorunda kalan Di Francesco, Kolarov’u saha içinde “alfa” ilan etmiş durumda. Orta sahadan istediği ivmeyle takımını çıkaramayan Di Francesco, hücum hattını Kolarov’un bulunduğu çizgiden sol kanada aktarıyor. Bu formülasyonun tutmadığı durumlarda Kolarov’un kanatları içe çekerek de atağı beslediği gözümüzün alıştığı bir senaryo. Takımdaki sakat ve rotasyon denklemine göre Kolarov’un sağ bek olarak görev yaptığı maçlar da mevcut. Ancak bütün bu anlatılar hala Kolarov’u anlatmakta yetersiz kalır. Zira takımı içerisinde pas yüzdesi en yüksek oyuncu Kolarov. Ve bundan da önemlisi takımın hücum radarı olarak görev yapan Kolarov, en kritik anlarda isabetli orta ve şutlarıyla takımına cesaret aşılıyor. Savunmada ise görev yaptığı çizgide, fiziğinin vermiş olduğu potansiyele dayanarak üçüncü bir stoper gibi ataklara geçit vermiyor. Roma’nın iki sezon içerisinde en az gol yediği atak yönü Kolarov’un görev yaptığı sol çizgi.

Orta Sahada Çatlak: Radja Nainggolan

Roma’nın emektar, sabırlı, mücadeleci ve bir o kadar da isyankâr ismi Nainggolan bu sezon itibariyle İnter forması giymeye başladı. Değişen teknik adamların istekleriyle kimi zaman kalitesinden çok daha aşağıda takımlara kiralanmasına dahi küsmeden formasını terleten Radja sürüden ayrıldı. On Numara, merkez orta saha, ön libero gibi çok çeşitli mevkilerde görev alabilen Radja’nın yokluğu Roma’nın en büyük yoksunluğu oldu. On numara olarak oynadığında hızı ve pas kapasitesiyle, ayak bileklerini tüm esnekliğiyle kullanarak takımını orta alandan hücuma çıkaran Nainggolan’ın yokluğunda Roma, orta sahadaki transferlerinde henüz aradığını bulamadı. Cristante ise Radja’nın yokluğunu doldurmaktan çok uzakta. Bu sezon yalnızca SPAL maçına ilk 11 olarak başlayan Cristante geriye kalan birçok maça sonradan dahil oldu veya görev alamadı. Zaten bu maç da Roma’nın yenilgisi ile sonuçlandı.
Roma’nın mevcut krizinde en büyük çatlak orta sahada görünüyor. Orta sahada iki domino oyuncunun gidişi Di Francesco’yu 4-2-3-1 dizilimine mahkum etti ve aynı zamanda kanatlara yığılan hücum ve press yükü, bu mevkide görev yapan oyuncularca katlanılamaz hale geldi. Kolarov ve El Shaarawy arasındaki hücum partnerliği devam ediyor, ancak birçok takım bu duruma bağışıklık kazandığı için her zaman işler bir nitelikte değil ve her halükarda orta alandan bir besleme bekler nitelikte. Cengiz’in çizgideki hücum partnerinin bazen Santon bazen Florenzi olması ise onu istikrarsız bir oyuna sürüklüyor. Cengiz kendine alan açan partnerlerden ve ver-kaç oyuncularından hoşlanıyor. Sahada bu denklem özellikle orta alanda kurulamadığı zaman Cengiz’den de verim alınamıyor. Pas verimi yüksek ve oyunu okuyabilen, ikinci bir alfa adayı olarak Pastore’nin ise neden kadroda kendine yer bulamadığı hala bir sır gibi. 4-2-3-1 diziliminde çift libero kullanarak, merkez ve on numara kullanmadan sahaya çıkan Roma’da böylesi bir denklemde Pastore kendine yer bulamıyor. Ancak Di Francesco daha fazla merkez veya on numara olmadan oynama inadından vazgeçmezse üç hafta süren galibiyet özlemini katlayacak gibi duruyor. Zira oyun lojistiğini yalnızca kanatlar üzerinden sağlaması mümkün görünmüyor.

 

Kriz 3. Bölgeye Taşınıyor: Džeko

Aylardır hem taraftarın hem Roma takipçilerinin dilinde dolanan bir sitem olarak Džeko üçüncü bölgenin problem adamı. Birçok kez takımını sırtlamış biri olarak bu sezona hiç de iyi başlamadı. Boşnak golcü topla buluştuğu birçok fırsatı değerlendiremediği gerekçesiyle eleştirilerin odağına kondu. Şüphesiz söz konusu kişiler eleştirilerinde haksız değiller, zira Ďzeko artık boyunun verdiği avantajla kafa toplarına dahi çıkmıyor. Ne hücum koşusu, ne de markajla takımına verdiği bir katkı neredeyse söz konusu değil. Ne var ki Roma’nın elindeki tek alternatif santrfor da Džeko ve muadili bir isim bulunmuyor. Bu sebeple Di Francesco kanatlarından bir santrfor gibi yararlanmak gayesinde. Esasen bu durumu kısmen başardığı söylenebilir zira Serie A da mevcut kadro derinliği ekseninde kanatlarını en verimli kullanan takımlardan biri Roma (orta saha çatlağına rağmen). Ancak geçtiğimiz hafta sonu oynanan Fiorentina maçında bu durum doruk noktasına ulaştı. Henüz 19 yaşındaki on numara mevkinde görev yapan oyuncu Zaniolo maça ilk 11 de forvet arkası olarak başladı. İlk 11 de görenlerde kanat veya on numara oynayacağı tahminini uyandıran Zaniolo forvet arkası oynadığı maçlarda kimi zaman Cengiz’le yer değiştirerek sağ kanada da geçti. Bireysel oyununa ve kanatları zaman zaman öldüren tarafına rağmen yaşına ve ilk maçına göre çok iyi bir oyun çıkardığı söylenebilir. Top saklama ve yoğun markaj yeteneği ile ikinci yarının ilk 20 dakikalık periyodunda da ikinci bir forvet gibi hücum koşusuna çıktı. Zaniolo ilk maçının da verdiği psikolojik etkiyle top paylaşmaya pek kadir olamadı ancak oyununu bir golle taçlandırmasa da sahanın en umut vaat eden oyuncusu oldu.
3. Bölgedeki krizi Džeko ile sınırlandırmak yetersiz bir açıklama olur. Zira Roma’nın üçüncü bölgedeki en büyük sorunu, bölgeye dengeli ve düzenli bir şekilde yayılamama sorunu. Bu halleriyle amatör bir lig takımını andıran Roma, korner ve diğer duran toplar boyunca rakip takımın baraj oyuncularının yerleştiği alanlara düzensizce kümelenerek birçok pozisyon fırsatını öldürdü. Yine de lig boyunca Cengiz ve El Shaarawy’nin bireysel yeteneklerinin de etkisiyle hücumdan tamamen kopmadılar. Aynı zamanda son Fiorentina maçında alfa kurt Kolarov’un muhteşem ortası sonrası dönen topa kaptan Florenzi’nin vuruşuyla karşılık veren Roma, Fiorentina deplasmanından bir puan ile çıkmasını bildi ve ligdeki mevcut durumda iddiasını sürdürdü.

Sonuç:

Roma her ne kadar bahanesiz ve kaprissiz teknik adamı Di Francesco ile var olan kadro ile en iyisini yapma gayretinde olsa da, takımın geldiği son durum transfer politikasındaki yanlışlığı gözler önüne seriyor. Avrupa’da kurnazlığı ile bilinen smokinli kurt Monchi, bu sefer yanılmışa benziyor. Attığı her adımda karlı çıkmanın bir yolunu bulan Monchi ne yazık ki kaybettiği futbolcuları yerine ikame edebilen bir kadro kuramadı. Dışarıdan her ne kadar “biz her koşulda Di Francesco’nun arkasında ve hemfikiriz” mesajları dağıtsa da takımın mevcut durumu ikili arasındaki kadro ve transfer yönelimi farkını saklayamıyor. Di Francesco’nun temel eğilimi her zaman kalite açısından birbirine yakın, standart bir kadro kurarak takım oyunu oynatmak oldu. Ama bugün gelinen noktada transfer politikalarının da etkisiyle tek bir dizilime mahkum kalan Di Francesco orta sahadaki çatlağı onaramıyor, diğer yandan kadro, standardize edilecek bir profil vermediği için eli kolu bağlı. Avrupa maçlarında çok daha etkin bir futbol izleten Roma, kendi liginde bunu vermekten çok uzakta. Pas yüzdelerini kendi lehine çeviremediği hiçbir maçta galip gelemeyen Roma orta saha problemi daha kronik hale gelmeden bu problemi çözmek zorunda. Ya tek liberoya dönerek orta sahada biri merkez biri orta saha olmak üzere iki yönlendirici oyuncuyla yeni bir kadro karakterizasyonuna gidecek, ya da çift libero, tek bir on numara oyuncu kullanarak hız futbolu oynayacak. Ancak gerçekliğini koruyan tek mesele Roma’nın artık bu dizilime mahkum kalamayacağı. Şayet bu dizilimde orta sahayı egale ederek oynamaya devam ederse ligde bulunduğu 9. sıradan da uzaklaşarak çok sevdiği Şampiyonlar Ligi’ne hasret duymaya başlayacak, zira bu sene Serie A sürprizlerle gebe. Roma’nın tarihi inanmayı ve mücadele etmeyi gerektiriyor. Tarihse cesaret ederek en iyiyi bulmayı. Bakalım Di Francesco ideal 11’ini bulmak için cesaret edecek mi? Bekleyerek göreceğiz…
*Ciao: İtalyanca Merhaba.

 

About Raziye Kırlı

Futbolda, kahvede ve felsefede İtalyan ekolü; çünkü İtalyanlar teknik bilgiyi ve taktiği tutkuyla birleştirirler.

Check Also

MİLLİ TAKIM: YENİ RÜZGAR, ESKİ RUH

Türkiye A Milli Futbol Takımı, uzun süredir kalabalık bir gündemin gölgesinde Arnavutluk ve Moldova ile ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/