25 Haziran 2019, Salı

Carlo Ancelotti – Taklit Sanattır

İtalyan futbolu taktiksel anlayış bakımından en disiplinli lig olabilir. Yıllarca sadece fiziksel mücadele yüksek diye ligimize benzetilen Serie A, taktik disiplini bulunmayan ligimize baktığımızda büyük haksızlığa uğruyor gibi.

Serie A tarihi Vittorio Pozzo, Helenio Herrera, Nereo Rocco, Enzo Bearzot, Marcelo Lippi, Giovanni Trapattoni, Arrigo Sacchi, Fabio Capello, Antonio Conte ve Maurizio Sarri gibi taktiksel dehaları konuk etmiş hepsinden bu oyuna güzellikler eklemeyi başarmıştır. -evet Helenio Herrera’dan da-

Genel hatlarıyla özetlemek mümkün olmasa da taktiksel anlamda zengin beyinler ayrıntılarda boğulmayı sever. Mesela Marcelo Bielsa, gençlik döneminde 40’tan fazla futbol dergisine aboneydi ve günde 14 saat maç kasetlerini analiz ediyordu.

Arrigo Sacchi teknik direktörleri sınıflandırırken 3 ana unsur üzerinde duruyor:

  • Yaratıcı, öğretici ve oyunu geliştiren teknik direktörler.
  • Günün trendlerini takip eden, sıkça başkalarından esinlenen ve pragmatist olan teknik direktörler.
  • Yıllar önce geliştirdiği oyun mantalitesine bağlı kalmış, gelenekçi ve eski moda kalan teknik direktörler.

Bu sınıflandırmadan ilki olan “Yaratıcı hocalar” sınıfına son zamanlarda Sarri ve Conte’yi yerleştiren Sacchi İtalyan futbolunun en çok bu, yani birinci sınıfta yer alan hocalara ihtiyacı olduğunu söylüyordu.Ancak tarihin en çok uluslararası kupa kazanan İtalyan teknik direktörü bu sınıfta yer almıyor.

Carlo Ancelotti, Bologna’nın kuzeyinde yer alan Reggiolo’da doğdu.Futbolcu olarak altyapılarda dikkat çektikten sonra Parma U19’a transfer edildi ve kısa sürede A takıma yükselme başarısı gösterdi. İlginç bir şekilde Parma’da resmi maçlarda hiç forma giymeden adını duyuracağı Roma’nın yolunu tuttu.

79/80 sezonunda Roma’ya transfer olan Ancelotti bu forma ile 4 İtalya kupası ve 1 İtalya Şampiyonluğu kazandı.İlk yıllarında düzenli forma şansı bulamasa da Roma’daki son yıllarında takımın ana parçalarından oldu.

Ancelotti ve Maradona

Roma’dan 223 maçta terledikten sonra Milanello’nun yolunu tuttu. 87/88 sezonunda Milan’a transfer olan Ancelotti 5 yıl boyunca Rossoneri forması giydi. 87/88 – 91/92 arasında 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, 2 İtalya Şampiyonluğu, 2 İtalya Süper Kupası ve 2 UEFA Süper Kupası kazanma başarısı gösterdi. Ancelotti 1992 yılında genç sayılabilecek bir yaşta, 32’sinde futbolu bıraktı ancak hikaye burada bitmiyor aksine burada başlıyordu.

Ancelotti her daim -lobicilik seviyesinde olmasa da- dönemin İtalyan futbolundaki beyefendiler masasından yararlanmıştır. Futbolu bıraktığı yıl direkt İtalyan milli takımında antrenör olarak göreve başladı. Sonrasında doğduğu yerin takımı olan Reggiana’da bir belirsizlik yaşanınca, takımı 3 maçlığına yönetti.

Parma, eski oyuncusuna talip oldu ve 2 sezon boyunca kendisini Ennio Tardini’de konuk etti.Parma ile 1,76 puan ortalamasıyla başarılı bir grafik sergileyen Ancelotti ilk yılında ligi Juventus’un arkasında ikinci sırada tamamlar. -Şampiyon Juventus’un başında Lippi vardır- Bir sonraki sezon da Parma’yla 6. olunca, Juventus önceden görevi bırakacağını açıklayan Marcelo Lippi yerine Ancelotti’yi gözüne kestirdi.

Juventus ile kayda değer bir başarı sergileyemeyen Ancelotti, Juventus ile ligdeki ilk yılını hayal kırıklığıyla geçirirken sonraki iki yılında da ikinclikte kaldı. Son sezonunda şampiyon olan Marcelo Lippi’den sonra gelip beklentileri karşılayamayınca Juventus serüveni de 3 sezon sürebildi.

Fatih Terim’in biletini kesen Milan’da kulübü tanıyan ve iç dinamiklere hakim bir isim aranıyordu. Gattuso’nun “Tam bir organizasyon adamı üst düzey menajerlik özellikle var ancak bu durum için tüm ipleri eline alması gerekiyordu. Fiorentina’da işler öyle yürüyebilir fakat Milan’da buna izin vermezler.” sözleriyle Terim’in yerine gelecek ismin ne tür özellikler taşıması gerektiğini daha iyi anlayabiliriz.

Ancelotti 80’lerin sonunda oyuncu olarak Milan’la büyük başarılar sağlamış ve Baresi-Costacurta hanedanlığında usulca görev adamlığı rolünü üstlenmişti.Zaman zaman Sacchi’nin Milan’ında 10 numara görevi üstlenen Ancelotti yapı itibariyle sakin ve mülayim biriydi. Terim’in ligde 5 maçta 3 galibiyet 1 mağlubiyet 1 beraberlik performansı kovulmaya değer mi orası tartışma konusu.

Ligin 5. haftasından itibaren görevi devralan Ancelotti, Terim’in 4-4-2’sini değiştirmedi ve ligi 4. tamamladı.Ertesi yıl Nesta ve Seedorf gibi isimlerin katılımıyla güçlenen Milan, Şampiyonlar Ligi şampiyonu olup yıllarca başarılı performanslar gösterecek olan bu takımın da kemik kadrosunu oluşturmayı başardı.

Milan’dan sonra Chelsea, PSG ve Bayern München’de de şampiyonluklar yaşayan Ancelotti Real Madrid’in başındayken ligi es geçmesine rağmen Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğunu bir defa daha CV’sine ekledi. Ancelotti çoğunlukla favori teknik direktör listelerinde yer almaz. Mesela çoğu insan biraz daha özgün çizgileri olan taktisyen hocaları daha başarılı görür bunun nedeni kendilerine daha göze hoş gelen futbol oynatmalarıdır.

Peki ama başarı?

Sir Alex Ferguson, Zinedine Zidane, Jupp Heynckes, Didier Deschamps gibi isimler tarihin en iyi taktisyenleri arasında gösterilmeyebilirler ancak onların da bu oyunu işler halde oynamak için belli başlı özellikleri vardır.Adam yönetimi,motivasyon,yıldızlarla başa çıkabilme,baskıyı kaldırma ve özgüven ne dersek diyelim. Bunlar Teknik Direktörlük özelinde değil de her başarılı insanda bulunması gereken özellikler gibi duruyor.

Carlo Ancelotti ise bunların hepsinden nasibini fazlasıyla almış bir öğrenciydi.Taktisyen yönü olsa da ilk akla gelen özelliğinin bu olmaması diğer unsurlardan ne kadar başarılı olduğunu gösterir. Zamanla inovatif olmayanın hayatta kalamadığı bu oyunda Ancelotti de eski moda kalmaya doğru ilerliyor.

Arsene Wenger’in “Artık futbolcuları ikna etmeniz gerekiyor.” sözü tam olarak burada karşımıza çıkıyor. Ancelotti, herkes fikirlerini dayatırken 90’ların sonundan itibaren oyuncularını ikna edebiliyordu. Ancak artık zaman ikna etmek için bile daha acımasız. Teknik direktörlerin en büyük düşmanı zamanla online oyunlar olmaya başlıyor.

Parma’dan sonra belki de ilk defa kariyerine ters oranla düşük profilli takım çalıştıran Ancelotti’nin yaptığı en iyi şeylerden biri de taklit etmek. Takımda var olan yapıyı ve uyumu bozmadan üstüne eklemeler yaparak başarı kazanan Ancelotti gittiği hiçbir takımda istenmeyen adam olmadı. Dönemin Milan’ında öğrendiği uyumlu olma özelliği Menajerlik kariyerinde kendisine epey bir yardımcı oldu.

Sonuç olarak Carlo Ancelotti’nin taktisyenliğini de suya atmamak gerekiyor. Juventus günlerindeki -italyan futbolunun o zamanki gözdesi- 3-5-2’si gayet göze hoş gelen futbol sunuyordu izleyicilere. Sayısızca yıldız ve süperstarla çalışan Ancelotti disiplinsizlik adı altında hiçbir otorite kaybı yaşamadı. Bunun nedeni dönemin şartları mıdır yoksa Godfather filminden çıkma karizması mıdır bilinmez.

Carlo Ancelotti’nin kariyeri sonlandığında geride bıraktığı başarılara bakıp “Ancelotti’nin tarihteki yerini biraz küçümsüyor muyuz?” diye birbirimize sorabiliriz.

Zamanında Viyana’daki futbol kafelerinde lanet edilecek bir çizgisi olsa da, Ancelotti yeni bir mucize için Napoli ile yoluna devam ediyor.

KONUK YAZAR: EYÜP KÖK

About topsuzoyun.com

Check Also

“SÜRECE GÜVEN” | Philadelphia 76ers

Allen Iversonlar, Moses Malonlar, Julius Ervingler, Wilt Chamberlainler kimler geldi kimler geçti bu takımdan… Çok ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/