25 Haziran 2019, Salı

ESKİ İHTİŞAMINI ARAYAN İMPARATORLUK: INTER

 

Internazionale Milano veya daha sık kullanılan adıyla Inter için hem İtalyan hem de dünya futbolunun köklü tapınaklarından biri diyebiliriz. Son yıllarda birçok İtalyan takımı gibi ışıltısını Juventus’a kaptırmış olsa da Inter, şüphesiz sayısız efsanenin rüşdünü ispatladığı bir kulüp. Son yıllarda tarihine ve müzesine yakışmayan bir performans içinde olsa da, geçen sene bilincinde yaşadığı bu uyanış Inter’i takım içi dengeli bir yeniliğe itti. Bu süreci çoğu zaman sezon başından bu yana ligde ortaya koymuş olduğu futbol düzeyinde, kimi zaman da daha eski değişimlere atıfla aktarmaya çalışacağım.

MAJÖR TRANSFER: LUCIANO SPALETTI

Inter bilindiği üzere geçtiğimiz sene haziran başında Luciano Spaletti’yi takımın başına getirerek ilk hamlesini teknik anlamda yapmıştı. Spaletti İtalyan futbolunda en kariyerli ve en tecrübeli hocalardan biri denebilir, zira B ve C liglerinden altyapılara kadar birçok düzeyde İtalyan futboluna içkin bir çizgisi bulunuyor. Aynı zamanda Spaletti Zenit’ten ayrıldığı süre dışında neredeyse hiç boşluk yaşamadan başka bir takımda göreve başladı. Spaletti’ye en büyük forsu hiç şüphesiz Roma’daki performansı kazandırmıştı. Spaletti, Roma’nın maddi ve idari anlamda en büyük sıkıntıları yaşadığı dönemde de muhteşem kriz yönetimi ile takdir kazanmıştı. Esasında Spaletti üzerinde fikir birliğine varılmış bir teknik adam olmasa da taktiksel anlamda doyumsuz ve arayış içindeki hali belki de Inter’in son şansıydı. Göreve geldiği ilk dönemde başarısız sonuçlarla dikkatleri üzerine toplasa da bunların birer doğum sancısı olduğunu bilhassa bu sezon şampiyonlar liginde ortaya koyduğu futbolla ispat etti.

(Photo by Claudio Villa – Inter/Inter via Getty Images)

Spaletti’yle özdeşleşmiş bir dizilim olarak 4-2-3-1 bu sezon Inter’in hem Icardi’yi hem de Martinez’i daha verimli kullanmasını sağladı. Her ne kadar geçtiğimiz sezon çuvalladığını düşünenler bulunsa da Spaletti Milano’nun yılanını deliğinden çıkarmanın yolunu buldu. Futbola dair popüler yorumlar bir tarafa bırakılırsa takım psikolojisi anlamında bu kadar yıpranmış bir Inter’in sancısız ayağa kalkması bu noktada objektif bir yorum sayılamaz. İşlerin yolunda gitmediği birçok takımda reform ilk sığınak; ancak doğru yapılmayan reformların takımların moral düzeyini ve omurgasını bozduğu da bir sır değil. Gençleştirme, yenilenme gibi operasyonların yapıldığı birçok takım kısa vadede bu operasyonların meyvesini alamıyor hatta bazen daha zor toparlanıyordu. Bu noktada Spaletti çok dengeli bir kadro revizyonuna giderek takımın omurgasını bozmadan, gerekli gördüğü yerlere çok nokta transferler gerçekleştirdi. De Vrij, Vrsaljko, Asamoah, Nainggolan, Balde ve Politano bu revizyonun başrolleri olarak değerlendirilebilir. Bu sezon Spaletti’nin en büyük hatası Atalanta maçında Vrsaljko’nun sakat olduğu bir dönemde 4-3-3 dizilimiyle çıkması oldu ve bunun bedelini 4-1 gibi ağır bir skorla ödemek zorunda kaldı.

GENEL TAKTİK DEĞERLENDİRME

Inter bu sezon Serie A’da çıktığı ilk maçta Sassuolo ile karşılaştı. Bu maça 4-4-1-1 dizilimiyle çıktı. Bu dizilimde Spaletti topa olabildiğince sahip olmayı hedeflemiş ve %63’lük bir yüzdeyle bu hedefini gerçekleştirmiş ancak Sassuolo deplasmanından 1-0’lık mağlubiyetle çıkmıştı. Yukarıda Spaletti değerlendirmesinde değindiğimiz üzere taktiksel anlamda doyumsuz bir isim olan Spaletti Asamoah’ı derin bir sol kanat gibi kullandı ancak bu ince düşünce ne yazık ki sahaya doğru bir yansıma veremedi ve hücum anlamında yaratıcı ancak sonuçsuz bir tablo ortaya çıkmış oldu. Ligin ikinci haftası Torino’yu ağırlayan Inter 3-4-2-1 dizilimiyle sahaya çıktı ve ligin en ofansif ve en kontra takımlarından biri olan Torino’ya karşı 2-2’lik bir sonuçla sahadan ayrıldı. Bu maç için Perisic’in yaratıcılığına ayrı bir parantez açmak gerekir, zira Politano ile kanatlar arası uzun paslarla hücumlarını beslediler. Diğer hafta Bologna karşısında Nainggolan’ın tam anlamıyla yıldızlaştığı maçta Inter, %74 gibi ezici bir yüzdeyle 3-0lık skorla sahadan ayrıldı. Bu maçta Nainggolan en fazla isabetli pas yapan oyuncu olurken Keita Balde santrfor olarak görev yaptı.

4-2-3-1 dizilimiyle sahaya çıktığı hemen her maçta Inter, skoru lehine çeviremese de istediği futbolu sahaya yansıtmasını bildi. Rakiplerinin zafiyetlerinden yararlanarak daha ofansif bir oyun oynama niyetiyle sahaya bu sezon üç maçta 4-3-3 şeklinde dizilen Inter bu niyetini Lazio ve Genoa karşısında ezici skorlarla taçlandırırken Atalanta karşısında aynı dizilimle hezimete uğradı. Bu yenilginin faturasını yağmura ve zemine çıkarmaya çalışsa da Inter rakibinin ısı haritasının en yoğun olduğu bölgeyi (sağ kanat) boş bırakmasının ve yanlış taktik dizilimin bedelini ödemiş oldu. Bu dizilimle kendi sahasında çok kapanan, defansif takımların kilidini çözmüş olsa da Atalanta karşısında bu dizilimin yanlış bir seçim olduğu söylenebilir.

Oyuncular bazında bir değerlendirme yapmak gerekirse takımın bayrak oyuncusu Handanovic’ten başlamak yerinde olabilir. Takımın değişmez ismi ve en büyük moral gücü olan Handaovic için Inter taraftarı Galatasaray taraftarı ile bir söylem konsensüsü yaşıyor: “Kalede ya o olmasaydı?” Yaşına rağmen fiziksel açıdan hala iyi bir düzeyde ancak elbette her kaleci gibi zaafları var. Duran toplar ve karamboller Handanovic’in en büyük zaafları. Yine de takımının birçok galibiyetinde şüphesiz onun eldivenleri başrolde. Skriniar teknik kabiliyeti yüksek bir stoper olarak sadece defansif anlamda değil takımını hücuma taşıması bakımından da değerli bir oyuncu. %93.9 ile takım içindeki en yüksek pas oranı Milan Skriniar’a ait.

Daniolo D’Ambrosio sağ bek olarak görev aldığı takımında belki de takımına en çok zarar veren oyunculardan. Kanattaki partnerleriyle uyumlu oynayamaması bir yana ne yazık ki topu orta alana da çeviremiyor. Defansif olarak da ne yazık ki atak kesen veya markaj uygulayabilen bir bek değil. Güvensiz oyunuyla sürekli olarak geriye pas açması da takımını yavaşlatıyor. Ne var ki Vrsaljko’nun yokluğundaki tek seçenek konumunda.

Radja Nainggolan gerçek bir maestro. Bu sezon kendi liginde birçok maça ilk 11’de başlamamasına rağmen oynadığı her lig maçında ya gol ya asist ya da oyun kuruculuğuyla damga vurdu. Pas yüzdesi en yüksek oyunculardan biri olan Nainggolan aynı zamanda sahayı en verimli kullanan ve pasları da saha çevresine en eşit şekilde dağıtan oyuncu. Bu yönüyle Serie A’nın bir numaralarından denebilir. Dörtlü pas yönü istatistiklerine göre en eşit oran Radja’ya ait. Nainggolan sadece bir saha içi yönlendirici değil, maçın ruhuna göre adaptasyonunu en verimli düzeyde değiştirebilen oyuncu. Takımının savunma açısından sıkıştığı anlarda kendi sahasında top kaparak, hücumsal alanda sıkıştığı noktada şutlarla yardımına koşuyor. %91, 7 ile en yüksek top kapma yüzdesi yine Radja’ya ait. Spaletti’nin Radja’yı lig maçlarında ilk 11’de bu kadar seyrek kullanması ise en tartışmalı konuların başında geliyor.

Martinez de pozitif anlamda ayrı bir parantezi hak eden bir diğer isim. Inter’de genellikle kadro rotasyonu esnasında görev alan Martinez bence çok daha fazlasını hak ediyor. Icardi’nin yedeği olarak görev alması yine Spaletti’nin eleştiriye açık eğilimlerinden biri. Çünkü Martinez sadece santrfor olarak değil forvet arkası olarak görev aldığı maçlarda da kendi pozisyonunu oyun zekasıyla kendi hazırladı. Özellikle son Frosinone maçında Keita Balde ile sol çizgi üzerinden geliştirdikleri hücumlar hem çok keyif vericiydi hem de alternatif oyuncular olmadıklarını kanıtlar nitelikteydi. Söz konusu maçta Martinez 1, Keita Balde ise 2 gollük katkıyla takımlarını sırtladılar.

Inter’in en büyük sıkıntıyı orta alanda yaşadığını kabul etmek gerekiyor. Liberosuz ve iki merkez orta saha oyuncusu ile kurmaya çalışılan oyun defansif anlamda çok büyük zafiyet kaynağı. Merkez oyuncuların hemen hepsi ofansif veya pasör orijinli oyuncular. Bu da topun rakipte orta alandan çok kolay geçmesine neden oluyor. Spaletti’nin ilk 11’de sıklıkla kullandığı Gagliardini-Valero ikilisi ne yazık ki orta saha sorununun iki baş aktörü konumunda. İki oyuncu da fiziksel anlamda hava topuna çıkmaya yahut top kapmaya müsait olmadığı için rakibin olası her atağında hamle şansı olmadan top stoperlerin müdahalesiyle durdurulmak zorunda.

SONUÇ

Inter en büyük efsanelerin okulu olarak birçok futbol efsanesinin kalemi gibi. Şüphesiz bu sezon kendi liginde tam anlamıyla bir kazanma alışkanlığı edinemedi. Bunun yanlış ve değişken dizilimler, beklerin defansif kullanılamaması, orta sahadaki libero boşluğu ve yanlış yönlendiriciler kullanmak gibi taktiksel temelli nedenleri olduğu gibi süreç bağlamında nedenleri de bulunuyor. Inter esasında mevkilerini birbiri ile belli bir standart üzerine oturtamama sorunu yaşıyor. Kanat ve uç bölgelerde sayısız alternatifi ve yaratıcılığı bulunan bir oyun kurgusuna sahipken, orta alanda ve geri çizgideki oyuncular ne yazık ki uçtaki takım arkadaşlarıyla aynı standardı taşımaktan çok uzakta. Bu değişken sisli havanın Inter’de mevsimsel bir yeniliğin, eski günlerin ihtişamına gebe bir karmaşanın sonucu olduğunu kabul etmek istiyorum. Çünkü kaybettiği maçlarda dahi takım olarak en yüksek performansını ortaya koyan ve son dakikaya kadar mücadele eden heves dolu bir Inter var. Belki şimdiye kadar Inter kılıcını kaybetmiş bir imparator gibi kerameti kılıcında aramıştı, ama bu sezondan itibaren savaş meydanında bilekten başka hiçbir kudretin galip gelemeyeceğini anlamış oldu. Inter Milano geleceğe bakmak için önce geçmişi yakalamak zorunda ve bunu yapabilecek motivasyona ve kadro derinliğine sahip. Ve evet, bir de Icardi’ye!

About Raziye Kırlı

Futbolda, kahvede ve felsefede İtalyan ekolü; çünkü İtalyanlar teknik bilgiyi ve taktiği tutkuyla birleştirirler.

Check Also

“SÜRECE GÜVEN” | Philadelphia 76ers

Allen Iversonlar, Moses Malonlar, Julius Ervingler, Wilt Chamberlainler kimler geldi kimler geçti bu takımdan… Çok ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/