18 Ekim 2019, Cuma

Futbolun Zaman İçerisindeki Dönüşümü-1

Zaman kavramının ileriye doğru akan bir kavram olduğu uzun yıllardır var sayılır. Günümüzde halen ileri doğru akan bir olgu mu? Yoksa lineer olmayan biçimde akan bir mefhum mu olduğu kıyasıya tartışılır.

Futbolun evrimini ise mevkiler bağlamında, geriye doğru aktığını var sayabiliriz. Şöyle ki;

160 yıl önce ilk müsabakaları oynanan, günümüzün en tutkulu spor dallarından birisi olan futbolun henüz doğuş ve emekleme safhasında, bol hücum oyunculu bir yapısı mevcut.

Zamanla, futbol büyük değişimler yaşıyor.

Jonathan Wilson’un Inverting the Pyramid kitabından edindiğimiz bilgiler doğrultusunda ilk dönemlerinde, 1-2-7 gibi bugün kağıt üzerinde absürt algılanacak (ileride değineceğiz) dizilişler genel kabul görmüştür.

Fakat karşılıklı birbirine daha fazla gol atabilme amacı üzerine sahaya çıkan ekipler, gol atmak kadar, savunma yapmanın da galibiyet açısından benzer öneme sahip olduğunu yavaş yavaş keşfederler ve bu kez 2-3-5 formasyonuna evrilir.

Zamanla değişen kurallar ve değişen oyun anlayışları bizlere birçok farklı oyun anlayışı ve diziliş görme şansı sunmuştur.

Modern futbolun en etkilendiği zaman dilimi 1920’ler dönemidir desek sanıyorum yanlış ifade etmiş olmayız.

1920’ler itibariyle takımlar daha dengeli bir yöne doğru gelişmişler ve karşı takıma önlem almak adına radikal değişiklikler yapmışlardır.

Orta sahanın, hücumu yerini alıp oyunun kilit noktası haline gelmesi de bu döneme rastlar. WM olarak adlandırılan 3-2-2-3 (systema) sistemi ile birlikte öncesine oranla daha kompakt yapılan ortaya çıkmıştır.

Hemen hemen tüm futbol romantiklerinin bildiği bu girişin ardından asıl gelmek istediğimiz konuya gelelim.

Günümüzde dahi olarak adlandırılan çoğu isim, futbolun ilk dönemlerinden sonra değişkenlik gösteren tüm formasyonları ciddi biçimde inceleyip kendi sistemleri içerisinde istifade edilebilecek olan birçok nokta bulmuşlardır.

Bu konuda sanıyorum hemen herkesin obsesif derecede çalışkanlık abidesi olduğunu kabul edeceği Pep Guardiola oldukça sıkı çalışmıştır.

Yukarıda, 27.09.2014 tarihinde oynayacağı Bayern Münih – Köln maçına hazırlanan Guardiola ve arka plandaki tahtada ilginç bir formasyon çizimi gözüküyor. Guardiola’nın bir çok ilginç özelliği mevcuttur. 2001 yılında, Brescia’da oynarken doping testinde, kanında bulunan 9 nanogram androlon sebebiyle 4 ay ceza almasını bir türlü içine sindiremeyen Pep, bu işin peşini ta 2009’a kadar bırakmaz. Ve bu obsesif takip sürecinde hem tahkim davalarını kazanır hem de federasyonun bu kararlarını tanımasını sağlar. Bu süre zarfında araştırmalara devam eden Pep, insan metabolizmasının kendiliğinden “androlon” üreteceğini çeşitli bilimsel ve tıbbi kaynaklar ile ispat eder.

Yukarıda fotoğraf 1’de görülen taktik formasyon, 1800’lerin 1-2-7’sine oldukça yakındır.

Yukarıdaki görselde göründüğü gibi Obsesif Pep, bir gece öncesinde ofisinde tahtaya çizdiği formasyonu saha içinde de uygular. Pep’in kusursuzluğa olan aşkı, tüm futbol tarihi, formasyon ve saha içi görevlerini en ince ayrıntısına kadar incelemeye sevk eder.

Bahsettiğimiz modern futbola da etki eden dizilişlerin büyük çoğunluğunu, içerisinde ufak bazı taktiksel değişiklikler yaparak icra etmiş ve netice almış bir isimden söz ediyoruz.

Alaba’ya stoper oynama özelliği kazandırmış ve aynı sezon içerisinde hem üçlü hem dörtlü denemelerinde bu isime kilit görev vermiştir.

Yukarıdaki görsel David Alaba’nın 2015-2016 sezonunda, üçlü savunmada sol stoper ve sol bek olarak oynadığı maçların genel ısı haritası. Alaba örneğinde bahsetmek istediğim, eski dönemin “back” oyuncularının görev bölgesine çok dokunmadan, görevlerini revize ederek bir dönüştürülmüş “WM” sahaya koymuştur.

Zira Barça döneminde de, Bayern döneminde de sıklıkla üçlü savunmayı deneyerek birçok maçın çeşitli bölümlerinde “modern WM, MM ve WW” formasyonlarını sisteminin içine entegre etmiştir.

Keza Yunanistan’ın Avrupa Şampiyonu olduğu turnuvada, Catenaccio’nun etkisi yadsınamaz. Çoğu kişinin keyifsiz ve sinir bozucu olarak nitelendirdiği bir turnuva olarak akıllarda kalan Euro 2004, modern zamanların, sistemlerin atalarına selam durması olarak da düşünülebilir.

Başta söz ettiğimiz zamanın akışı tartışmasına dönersek:

Modern futbolda, birçok değişken ve formasyon mevcut olsa da  günümüzün dahi liderleri, geçmişten günümüze birçok örneği kullanıp, verim alarak zamanın, en azından futbol için daimi ileriye doğru akan bir olgu olmadığını bizlere ispat etmişlerdir.

About Hikmet Pınarbaş

Check Also

Armaya Adanan Hayat: BEKİR ÇINAR

  15 Aralık 1995 Belçikalı Jean-Marc Bosman, Avrupa Adalet Divanı’na açtığı davayı kazandı. Bu karara göre ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/