8 Nisan 2020, Çarşamba

Guardiola’dan Ne Öğrendim? | Beşiktaş Analizi

Pep Guardiola’nın topu oyuna sokma planı ve hücum yerleşimleri zaman içerisinde tüm dünyayı etkiledi. Futbol oynanan her yerde bu oyundan izler görmeye başladık. Bugün burada da Abdullah Avcı’nın dolaysız olarak Pep Guardiola’nın pas oyunundan etkilendiğini çok rahat görebiliyoruz. Ancak Beşiktaş takımında işler yolunda gitmiyor. Bunun nedeni Guardiola’dan ilham alınan pas oyunun her yerde uygulanamaz olması mı yoksa Abdullah Avcı’nın bu oyunu yanlış uyguluyor olması mıdır?

Şu şekilde okumalar yapılıyor; “Beşiktaş takımının bocalaması, uygulamanın oturma sürecinde yaşanan adapte olamama sürecinden dolayı kaynaklanıyor”. Ancak gerçek şu ki takımı izlerken oyuncuların yapması gereken bazı görevlerden habersiz olduğunu görüyoruz. Bunu detaylardan anlayabiliriz.

Beşiktaş’ın Kanat Oyuncularının Sürekli Geri Gelip Top Almak Zorunda Kalması ve Nedenleri

Abdullah Avcı dolaysız olarak Pep Guardiola’nın oyunundan etkilendiği için oynattığı oyunu Pep Guardiola’dan gördüğümüz oyun üzerinden okumak ve yerleşimleri karşılaştırmak doğru olacaktır diye düşünüyorum.

Beşiktaş’ı izleyenler çizgiye basan oyuncuların; hücumların hemen her anında, özellikle yerleşik hücumlarda, kanat oyuncuları olduğunu görmüştür. Bunun devamı olarak, orta saha ikilisi yani sağ ve sol iç oyuncuları ise iç koridor dediğimiz bölgelerde pozisyon alıyorlar.

Pep Guardiola’nın Bayern döneminden beri uyguladığı bu yerleşimde kanat oyuncularının çizgiye basması birkaç amaca yönelik bir fikir. Bu amaçlardan biri, kanatları oyunun ilk kurulma anında bile çizgiye bastırıp rakip beklerin dikkatini dağıtmak. Rakip bekler çizgiye basan kanat oyuncularına odaklanırsa bulundukları savunma hattı genişler. Genişleyen bu alana önde konumlanan sağ ve sol iç oyuncuları normalden çok daha rahat sızabilir.

Avcı’nın Başakşehir maçından sonra yaptığı açıklamanın bir kısmında oynatmaya çalıştığı oyunu açıklarken kanatların bu durumundan şu şekilde bahsetti “senin kenar oyuncuların çizgiye basarlar ve rakibin penceresini açarsın.” burada pencere açmaktan kastettiği; kanatların çizgiye basmasıyla rakip bekleri genişletip, rakibin savunma hattı arasında boşluklar oluşturmak yani pencereler açmak. Aynı zamanda ilerde 5 oyuncudan oluşan hat ile yerleşince, 4 oyuncuyla savunma hattını kuran takımlara karşı 1 kişi fazla olup o bölgede sayısal üstünlük kurma imkanı doğuyor

Diğer amaç, çizgiye basan kanat oyuncularını çapraz uzun toplarla buluşturup rakip beklerle 1 vs 1 bırakmak. Bu yüzden kanat oyuncularının bire birlerde etkili, kolay adam geçebilen oyuncular olması lazım. N’Koudou ve Diaby bu profile uygun oyuncular ve büyük ihtimalle Abdullah Avcı’nın onayı ile transfer edildiler.

Guardiola Bayern zamanında bu rolde Coman, Douglas Costa, Robben ve Ribery gibi role aşırı uyumlu profillere sahipti. City’de ise Sane ve Sterling gibi bu role uygun iki oyuncusu olsa da zaman zaman Bernardo’yu kanatta kullanarak bu ezberi bozuyor. Yine de Bernardo’nun 1 vs 1 pozisyonlarda, diğer saydığım oyuncular kadar etkili olmasa da, oldukça etkili olduğu kesin.

İşin başka bir mantığı ise pozisyon geçişlerini hızlı yapmayı amaçlamaya dayanıyor. Çoğu teknik direktör çizgilere bek oyuncuları ile basıyor. Kanat oyuncuları ise bu arada iç koridorlarda pozisyon alıyor. Bekler doğal pozisyonları gereği geriden hücuma çıkmaya başladığı için rakibi genişletmek biraz zaman alıyor. Guardiola’nın yerleşim anlayışında; kanat oyuncuları ilk andan itibaren çizgide ve rakip beklerin hizasında oldukları için, oyunun başlatılma anından itibaren rakip bekleri genişletmiş oluyorlar.

Rakibin pozisyon başlangıcından itibaren genişlemiş olması çok büyük bir avantaj olarak geri dönüyor. Ancak kanat oyuncularının çizgiye basmasına rağmen bu avantajdan kendisini mahrum eden ya da mahrum etmek zorunda kalan bir Beşiktaş görüyoruz. Neden?

Sekansın başlığında belirttiğim gibi Beşiktaş’ın kanat oyuncuları sürekli geri gelip top almak zorunda kalıyor. Böyle olunca bu kanat oyuncularının, görev tanımı olarak bakarsak, herhangi bir bek oyuncusundan farkı kalmıyor. Tek fark bek oyuncuları geriden ileri doğru çıkıyor, bunlar ilerden geriye doğru yaklaşıyor. Sonuç olarak yukarda anlattığım, kanat oyuncularının çizgeye basmasının amaçlarından hiçbirine ulaşılamıyor. Çünkü kanat oyuncuları ön tarafta yer tutmaları gereken anlarda geri gelmiş oluyorlar ve rakip bekleri genişletme avantajından mahrum kalıyorlar.

Peki kanat oyuncuları neden sürekli geri gelip top almak zorunda kalıyor? Kanatların bu zorunluluğunun nedenlerini deştikçe yerleşime ve oyun anlayışına bağlı birçok hata ortaya çıkıyor.

  • İlk Topları Çıkaran Geri Beşlinin Çok Arkada Kalması

Guardiola ilk topları çıkarırken 5 oyuncu + kaleci kullanımına çok önem veriyor. 2 stoper, bekler ve defansif orta saha oyuncusu yerden oyun kurulumuna yardım etmek için kaleciye yaklaşıyorlar. Diğer beşli ise daha önde konumlanıyor. Geri beşli topla pas yaparak mesafe kat ettikten sonra ilerideki beşliyi çoğu zaman dikine paslarla topla buluşturmaya çalışıyor. Bu geri beşliye zaman zaman ön beşliden sağ iç ve sol iç ikilisi çık-gir yaparak yardım ediyorlar, geri gelip topa dokunup oyun akışına yardım ettikten sonra ileri çıkıp hızla pozisyonlarına dönüyorlar. Kanatlar ise aynısı çok nadir yapıyorlar. Ama aynı iç oyuncuları gibi pası alıp oyun akışını sağlayıp hemen ilerdeki pozisyonlarına dönüyorlar.

Pozisyon devam ettikçe rakip yarı sahaya yerleşen takımda yerleşimler şu şekilde oluyor.

Stoperler en az orta saha çizgisine kadar çıkıyorlar. Zaman zaman özellikle topa sahip olan stoper topla birlikte orta saha çizgisini bile geçiyor. Tabi stoperleri bu şekilde riskli kullanmasının nedenleri var. Normal takımlarda sağ ve sol iç geri yaklaşıp orta sahada top kullanırlar. Guardiola bu ikiliyi ileri itip onlardan üçüncü bölgede faydalanmayı hedefliyor. İç oyuncuları ileri gidince orta sahada top kullanacak oyuncu açığı ortaya çıkıyor. Guardiola bu açığı beklerle kapatmaya çalışıyor. Sahte bek kavramı buradan geliyor. Beklere yardımcı oyuncular ise stoperler. Normal takımların orta sahaları gibi yer tutan stoperler, ön beşliye top ile yaklaşıp onlara daha kolay ulaşıyorlar.

İç oyuncuları, rakibin orta saha hattı ve defans hattı arasında pozisyon aldıkları için bu oyunculara topu ulaştırmak oldukça zor. Bunu kolaylaştırmak adına bu oyunculara topla yaklaşıp pas vermek gerekiyor. Guardiola’nın stoperlerini ve geri beşlisini bu kadar ileri çıkarmasının en önemli sebeplerinden biri bu. Takımı ileri itiyorlar ve rakipleri için dayanılmaz bir hücum gücü ortaya çıkıyor. Boyu uzamayan takım oyuncuları birbirleriyle kolayca yardımlaşabiliyorlar.

Buradan Beşiktaş tarafına dönecek olursak, Beşiktaş’ta bu düzen işlemiyor. İleri beşli City’deki gibi önde top bekliyor ancak geri beşli ile aralarında inanılmaz bir kopuklu mevcut. Geri beşli, arkaya adam kaçırmamak için midir bilmiyorum ama yarı saha çizgisine çok nadir çıkıyorlar. Orta saha çizgisine yaklaşmaları oldukça mümkün olan pozisyonlarda bile yaklaşmıyorlar. Bir temkinlilik var.

Avcı geri beşlinin ağır kalacak olmasından korktuğu için onları yeterince öne atamıyor gibi duruyor. Tabii bu büyük risk ama sanılan kadar büyük bir risk değil. Sezgileri biraz iyi olan stoper, defans hattına sarkmaya çalışan hızlı oyuncudan bir ya da iki adım önce koşuya başlarsa ne kadar ağır olduğunun önemi çok kalmıyor. Çünkü koşuya erken başladıktan sonra rakibinin önündeyse geriye sadece vücudunu kullanmak kalıyor. Böyle durumlarda hız önemli olsa da asıl önemli olan zamanlamadır. Vücudunu topla rakip arasına koyan ağır stoperin o saatten sonra hızlı oyuncuyu arkaya kaçırması çok zordur. Yani “Bjk’nin ağır stoperleri var, Avcı’nın bu oyunu denemesi delilik!” gibi bir yorum asla yapmıyorum. Zaten Türkiye ligindeki rakiplerinde, arkaya sarkan oyuncuya pas atacak orta saha çok yok.

Sözün kısası, Beşiktaş’ın stoperleri ve tüm geri beşliyi öne doğru çıkarması şart. Hem karnım doysun hem pastam dursun düşüncesiyle bu oyunu oynamak çok zor. Bu oyuna inanan bir hocanın bu riski ne olursa olsun alması lazım. Günün sonunda, ön beşlinin bu kadar ilerde pozisyon almasının hiçbir anlam kalmıyor. Çünkü geri beşli ön tarafa ulaşamıyor.

Mesela “Premier League ile burası bir değil burada macera aramaya gerek yok.” gibi bir düşünce var. Evet Premier League ile burası bir değil ama buranın da birçok avantajı var. Rakiplerin yapabilecekleri çok sınırlı. Rakiplerin büyük çoğunluğu adam odaklı savunuyor bu yüzden savunmaları doğru topsuz koşularla manipüle etmek çok daha kolay. Yukarda bahsettiğim gibi, arkaya sarkacak oyuncuya doğru pası atacak orta sahaya Anadolu’da çok rastlanmıyor. Maç içinde üç kereden fazla, stoperlerin arkasındaki boşluğu değerlendirecek fırsatı bulamıyorlar bile. Bulsalar bile son pasta tercih hatası yapma ihtimalleri çok yüksek. Premier League’de cezayı anında kesiyorlar.

Asıl nokta ise şu; kopukluğun çözümünü, öndeki kanat oyuncularının sürekli arkaya yaklaşıp geri beşliden top almasıyla bulmaya çalışan bir Beşiktaş takımı ortaya çıkıyor. Geri beşli orta saha çizgisine yaklaşamadığı için birbirlerinden başka pas opsiyonu bulamayınca kanatlar geri gelmek zorunda kalıyor ve top alıyor. Böylece yukarıda detaylandırdığım Guardiola’nın bütün bu yerleşimlerindeki amaçları, Beşiktaş’ın uygulamada yaptığı hatalar yüzünden çöpe gitmiş oluyor.

Kanatların gelmemesi için şöyle bir çözüm daha var. Beşiktaş’ta sol bek, defansif orta sahanın yanına geliyor. Sağ bek ise stoperlerin yanında pozisyon alıyor. Bunu Guardiola da uyguluyor ancak oyuncular Beşiktaş’taki kadar stabil değil. Top sol kanada yönlendiğinde ve merkezden pasla çıkılmayacağı belli olduğunda sol bek çizgiye doğru yaklaşıp çizgide pas opsiyonu haline geliyor böylece öndeki kanat oyuncusunun geri gelmesine gerek kalmıyor. Yani kanat oyuncusu ileri itilmiş oluyor.

Aynı durum için küçük bir City örneği vermek gerekirse sol bek Zinchenko’nun iç koridorda ya da çizgide çakılı kalmadığını, pozisyonun gidişatına göre yerini değiştirdiğini görüyoruz. Beşiktaş’ta, bu oyundan vazgeçene kadar bu tür pozisyonlarda benzer hareketliliği asla görmedik. Belli ki burada olayın mantığı anlaşılmamış ve sadece biçim kopyalanmış.

İşin acı tarafı aşağıdaki gibi birkaç pozisyonda olduğu gibi, sol stoper hasbelkader topu ileri taşımış. Kanat oyuncusunun artık yaklaşmasına gerek kalmamasına rağmen sol kanat yine lüzumsuz bir şekilde geri geliyor. Yani bu oyuncu görev tanımını anlamamış. Belli ki yukarıda anlattığım, kanat oyuncusunun ön tarafta çizgiye basmasının nedeni anlatılmamış sadece çizgiye basması söylenmiş.

  • Sağ İç ve Sol İç İkilisinin Hareketsizliği

Beşiktaş’ın sağ ve sol iç oyuncuları – o pozisyonlarda kim oynadıysa- oyun kurulurken kendilerini göstermiyorlar. Merkezde ve iç koridolarda pas opsiyonu bulamayan arkadaki oyuncular kanatlara dönmeye mecbur kalıyor ve kanatların geri gelmek zorunda kalmasının bir nedeni daha ortaya çıkıyor: Sağ ve sol iç ikilisinin hareketsizliği. Merkezden tehdit edilmeyen rakip kanatları iyi kapatınca çok kısır bir Beşiktaş karşımıza çıkıyor.

Sağ ve sol iç ikilisinin, rakibin orta saha ve defans hatları arasında sabit bekleyerek topla buluşmaları çok zor. City’nin sağ ve sol içleri kim olursa olsun inanılmaz hareketliler. Top almak için sürekli kendilerini gösteriyorlar. Bu ikili haricinde santrfor bile devamlı hareketli ve oyunun sıkıştığı bölgeye her koşulda yaklaşmaya çalışıyor. Futbolun temellerinden biri hareketliliktir. Bu konuda City örneği vermeye bile gerek yok. Bu ikilinin bu kadar hareketsiz olması açıklanamaz bir durum.

Örnek olarak bu pozisyonu aldım. Bu pozisyonda sağ bek Douglas biraz top sürüp takımı ileri itmeye çalışıyor ancak pas seçeneği bulamayınca geriye dönmek zorunda kalıyor. Sağ ve sol iç ikilisinin en büyük amacı bu tarz pozisyonlarda sürekli pas seçeneği olmak olmalı. Ancak bu bilinç bu oyuncularda oluşmamış gibi gözüküyor.

Hücum Yerleşimlerinde Yapılan Diğer Hatalar

Beşiktaş’ın rakipleri genelde topu bırakan ve Beşiktaş’a önlem alan kalibrede takımlar olduğu için Beşiktaş’ın hücumda yerleştiği anlar doğal olarak fazlasıyla mevcut. Bu anlarda yaşanan sıkıntıların kaynağı yerleşim hatalarında saklı.

Kanat oyuncuları çizgiye bastığı için, zor da olsa, ön tarafta top aldıklarında paralellerinde ve arkalarında pas seçeneği bulamıyorlar. Sürekli suçlanan kanat oyuncularının aslında fazla seçenekleri yok. Ya plansız orta yapacaklar ya da adam eksiltmeyi deneyecekler. Çünkü yerden pas seçenekleri yok. Örneğin hücumda yerleştikten sonra sol kanat topu aldığında, sol kanadın paralelinde sol iç oyuncusunun olması lazım. Arkasında da pas seçeneği olarak sol bekin var olması lazım. Ancak ikisi de genelde sol kanatta oynayan oyuncuya çok uzak kalıyor.

Avcı belki burada sol iç oyuncusu Ljajic’i sol kanattan uzak tutup sol kanat oyuncusuna 1 vs 1 için alan açmayı hedeflemiş olabilir. Kanat oyuncusu orada oyuncuyu geçtikten sonra o alanı iyi kullanabilir. Pas seçmek için vakti olur ve asist gelebilir oradan. Ancak böyle durumlarda yani kanat oyuncusunun çizgiye doğru inip içeri asist pası vermek üzere topu içeri çevirdiği anlarda Beşiktaş’ta yine plansızlık ortaya çıkıyor.

  • Üçüncü Bölgedeki Plansızlık

Pep Guardiola’nın Bayern döneminde şöyle bir açıklaması var: “Ben oyun planlarımı üçüncü bölgeye kadar yapıyorum. Ondan sonrasını öndeki oyuncularımın yeteneğine bırakıyorum.” Guardiola bu açıklamayı tüm samimiyetiyle yapmıyor. Bu açıklamayı yapmasının sebebi oyuncularına övgüde bulunmak. Futbolda oyuncunun psikolojisini iyi yönetmek lazım. Basın toplantılarından ve açıklamalarından gördüğümüz kadarıyla Guardiola bunu çok iyi yapıyor. Guardiola saha içindeki her şeyi kendisinin planladığını iddia ederse oyuncuları “biz hiçbir şey yapmıyor muyuz?” psikolojisine girip isyan çıkarabilir. Genelde Klopp gibi Simeone gibi takımının saha içindeki her ayrıntısını planlayan hocalar “oyuncularım sayesinde varım.” tarzı açıklamalar yaparlar. Bunun sebebi oyuncuların gönlünü hoş tutup onlara planları daha iyi uygulatabilmektir.

Abdullah Avcı’nın Başakşehir maçı sonrası şöyle bir açıklaması var: “Buraya kadar (üçüncü bölge) geliyor muyuz? Geliyoruz. Bunda sonrasını dünyanın her takımında yetenekli oyuncu çözüyor.” Buradan anladığımız kadarıyla Avcı, Guardiola’nın yukarıdaki açıklamasına inanmış. Elbette üçüncü bölgede, hatta sahanın her yerinde, yetenek her şeyden önemli ama Guardiola’nın üçüncü bölgede bir sürü planı var. Bir teknik direktörün oyununu inşa ederken herhangi bir açıklamayı baz almaktansa, izleyip gördüğünü baz alması gerekir. Burada, duyduğunu baz almış. Beşiktaş’ın üçüncü bölgedeki plansızlığının nedenini Avcı’nın bu açıklaması ortaya çıkarıyor.

Topa sahip olan oyuncuya yakın olmak gerekir. Sahayı enine genişletmek de elzem ama bunu yaparken bile topa sahip olan oyuncunun yakınlarında pas seçeneği olması lazım. Özellikle pas oyunu oynayan takımda bu şarttır. Yine City’den örnek vermek gerekiyor. Gördüğümüz gibi Beşiktaş’ın kanat oyuncusu topu aldığında paralelinde ve arkasında pas seçeneği olmuyor. City’de ise topa sahip kanat oyuncusu Bernardo’nun takım arkadaşlarının ona ne kadar yakın olduğu ortada.

Beşiktaş’ta çizgiye doğru inen kanat oyuncusu neredeyse gözü kapalı bir şekilde topu yerden içeri sert kesiyor. Bu ayarsız pasların sebebi ceza sahası içindeki oyuncuların pası almak için yapmaları gereken koşular yerine yaptıkları plansız koşular. Pep Guardiola aynı durumu o kadar iyi planlamış ki çizgiye inen kanat, topu yerden içeri keserken ceza sahası içindeki oyuncuların yaptıkları topsuz koşular rakip savunmanın düzenini paramparça ediyor.

Bu koşuları içeride bu kadar kalabalık bir grupla yapınca rakip savunmaların buna cevap vermesi neredeyse imkansız hale geliyor. Benzer koşuların onlarca varyasyonları var. Bazen santrfor ön direğe koşar, sağ kanat arka direğe koşu yapar, sağ iç dışa çıkar vs. çoğu zaman birbirleriyle çakışmazlar. Burada inanılmaz bir planlama söz konusu. Yani Guardiola’nın üçüncü bölgeye topu getirene kadar düzenlemeler yaptığı sonrasını tamamen oyunculara bıraktığı gerçeği yansıtmıyor.

Aynı pozisyonda Beşiktaş olunca koşular hep ön tarafa doğru oluyor. Karışık ve farklı noktalara koşular gelmeyince rakibin düz savunma hattını bozamıyorlar. Böyle olunca fatura kanatta oynayan N’Koudou, Diaby ya da Lens’e kesiliyor ama aslında burada plan yetersizliği var.

  • Pozisyon Değişimleri

Beşiktaş’ın hücum yerleşimlerinde bilinçsizlik söz konusu. Pozisyon değişimlerini asla yapamıyorlar. Yapmayı denemiyorlar bile. Deneyip zamanlama hatası yapsalar oynadıkça oturur denir ama öyle bir durum yok.

Beşiktaş’ın bu sorununu yorumlayabilmek için Manchester City’nin hücum yerleşiminin temeline inip mantığını anlamak gerekiyor. Guardiola ve birçok hoca sahayı dikey olarak 5 parçaya bölüyor. Böylece oyuncuların görev tanımları daha rahat anlaşılıyor. Sağ bek, sağ iç koridorun gerisinde top aldığında önünde sağ iç koridorun ön tarafında sağ iç oyuncusu pozisyon alıyor, sağ kanat ise kanadında pozisyon alıyor

City bu şekli neredeyse hiç bozmuyor. Ancak bu oyuncular kendi aralarında pozisyon değişimi yapabiliyorlar. Örneğin Mahrez sağ kanatta topu alıp içe kat ettiğinde sağ iç De Bruyne kanada açılıyor, bu sırada Mahrez topla içe kat ettiği için Sağ bek Walker, De Bruyne’nin boşalttığı alana giriyor. Eğer rakip savunma biraz adam odaklıysa hangi oyuncuya odaklanacaklarını şaşırıp darmadağın oluyorlar. Bu bilinç City oyuncularında fazlasıyla var.

Bu pozisyon bilinci Beşiktaş oyuncularında yok. Bırakın değişimleri bekler kendi pozisyonlarını alamıyorlar bile. Aşağıda Mahrez, De Bruyne ve Walker üçlüsünün yaşadığı pozisyonun çok benzeri var. Boyd topla içe kat etmiş ama çizgiye kimse basmıyor. Sağ iç oyuncusunun böyle bir girişimi bile yok. Sağ bek oyuncusu ise kadrajda bile değil. Avcı onu stoperlerin yanında tutuyor. İlk oyunun kurulma anında sağ bekin stoperlerin yanında pozisyon alması normal ama oyun ilerledikçe öne doğru çıkması gerekiyor artık.

Yine çok sık yaşanan bir örneği ekran görüntüsüyle özetleyeceğim. Kanat oyuncusu topu almış sol iç oyuncusu da doğru pozisyonda ancak sol bek Caner çok arkada kalmış. Artık yaklaşması gerektiğinin farkında değil. Bu bilinçsizlik bu oyunun oyunculara doğru anlatılmadığını gösteren bir başka detay.

  • Dönen Toplar

Bir takım, rakibini yarı sahasına hapsetmiş ve kendi stoperlerini öne çıkarmışsa topu kaybettiği zaman hemen geri almayı hedeflemelidir. Bunu pres yaparak ve dönen topları alarak yapabilirler. Guardiola’nın dönen topları alma planları doğru hücum yerleşimine dayanıyor. Guardiola dönen topları almak için nizami bir şekilde üç oyuncu kullanır.

Sağ bek, defansif orta saha ve sol bek üçlüsü hücumlardan dönecek topları kazanmak için mücadele ederler. Kazandıktan sonra oyunun akışı aynı şekilde devam eder yani bu üçlü topu alır ve yeniden hücumu organize ederler. Üçlü bu pozisyonlarını kolay kolay bozmaz ve bu şekilde pozisyon aldıkları için çoğu dönen topu kazanırlar. Böylece rakibi hapsetmiş olurlar ve atağın sürekliliğini sağlarlar.

Beşiktaş dönen topları kazanmak üzere doğru pozisyon alamadığı için sorunlar yaşıyor. Bu konuda da bir bilinçsizlik söz konusu. Orta üçlü neden o bölgede pozisyon alması gerektiğinin farkında değil gibi duruyor.

Yukarıdaki ekran görüntüsünde sol bek Caner ileri çıkmış. City’nin pratiğinde olduğu gibi sol tarafta dönen topları almak için pozisyon almış bir oyuncu yok. Kadrajda olmayan, o maç defansif orta saha oynayan Oğuzhan biraz sola yaklaşsa da çok uzak kaldığı için bunun pek bir anlamı olmuyor. Yakın kalmanın amacı rakibi hapsedip topu geri kazanmayı daha kolay hale getirmek ama burada Beşiktaş takımı uzak kalıyor. Yine kadrajda olmayan Gökhan Gönül, Ruiz görüntü öncesinde topla çıktığı için onun yerini doldurdu ve o da geride kaldı. Top burada Beşiktaş’ın sağ tarafına dönse rakip inanılmaz rahat bir kontraya çıkar.

Sonuç olarak Beşiktaş dönen topları alma konusunda hiç organize değil. Bu yüzden rakipler zaman zaman çok rahat Beşiktaş kalesine gelebiliyor. Yukarıda anlattığım Guardiola’nın yerleşimlerini iyi anlayan bir takım dönen topları alma konusunda çok sıkıntı yaşamazdı ancak belli ki bu konuda da işin mantığı anlaşılmamış gibi duruyor.

 Oyuncu Profilleri Uygun mu?

Adem Ljajic ve Oğuzhan Özyakup bu lig seviyesinde sağ ve sol iç rolleri için biçilmiş kaftan. Ancak eksikliklerden dolayı bu ikiliyi beraber çok az gördük. Birlikte gördüğümüzde de yukarıdaki sebeplerden dolayı verimli olamadılar. Hareketlilik sıfırdı. Abdulah Avcı sağ içte Dorukhan’ı denedi. Dorukhan bu role hiç uygun değildi. Bu büyük bir hata bana göre. Çünkü bu oyuna uygun olmayan bir profilden bu oyunun gerektirdiklerini bekleyemezsiniz. Dorukhan daha çok dinamizm katacak bir oyuncu. Rolü çok daha farklı olmalıydı.

Kanat oyuncuları; Lens, Diaby,N’Koudou ve Boyd dörtlüsü yukarıda da değindiğim kanat profiline birebir uyuyor. Bu dörtlüden en iyi şeklilde çizgiye bastırarak verim alınır. Bu oyuncular bire bir kaldıklarında son derece etkili oyuncular.

Santrfor sıkıntısı var diyebiliriz. Bu oyun biraz hareketli ve oyunun sıkıştığı her bölgeye yardıma giden santrfor tipi arıyor. Güven çok stabil kaldığı için bu oyuna hiç uymuyor. Ancak genç bir oyuncu olmasının da avantajıyla oyunu evrilebilir. Evrilmesi de lazım. Agüero Guardiola ile birlikte 30 yaşından sonra oyununu değiştirdi. Oyunun sıkıştığı her bölüme yardıma koşan bir Agüero izliyoruz artık. Burak Yılmaz ise son 3 yılda sırtı dönük oyununu müthiş geliştirdi. Bu oyunda faydalı olabilirdi ancak sakatlıktan çıktıktan sonra tempo sorunu olduğunu görüyoruz.

Defansif orta saha rolü için o rolün gerektirdiği pas bağlantısını kuracak ve savunma görevlerini yerine getirebilecek iki uygun profil var. Elneny ve Atiba. Bu iki oyuncu bu oyun için çok büyük avantaj. Bu oyun için, lig seviyesinde aranıp bulunamayacak tarzda kısa pas yeteneğine ve soğukkanlılığa sahipler.

Beklere gelecek olursak, bu oyunda beklerin topla ilişkisinin iyi olması gerekiyor. Rebocho daha gösteremese de gayet ayağı düzgün bir oyuncu. Gökhan beğenilmiyor ancak ne kadar teknik bir oyuncu olduğu herkesin malumu. Beklerin yaşayacağı sorun geri dönüşlerde yaşanabilecek ve yaşanan tempo sorunları gibi duruyor. Caner’in kısa pas yeteneği zayıf olduğu için çok verim alınamıyor (tabelası olsa da). Douglas ise uyumsuz görünüyor ona yorum yapmak için bence daha erken.

Stoperlerden Victor Ruiz bu lige gelmiş ayağı en iyi stoperlerden biri olabilir. Topla da çıkabiliyor. Uzun pas ve kısa pas yetenekleri var. Bu profil için bu şartlarda daha iyi bir oyuncu bulunmazdı bence. Vida ise bu oyunla alakası olmayan bir oyuncu. Oraya transfer gelene kadar başka bir mevkiden başka bir oyuncuyu monte etmek şart gibi duruyor. Çünkü pas oyununu tamamen sekteye uğratan eski tip bir stoper. Kötü stoper olduğunu asla iddia etmiyorum ama bu oyun için aşırı uyumsuz bir profile sahip. Kaleci Karius ise idare eder durumda. Yaptığı hataların savunulacak bir tarafı yok ancak profil olarak bu oyunda idare eder bence.

Sonuç olarak, Vida, Dorukhan ve santrforlar haricinde sürekli oynayan oyunculardan bu oyuna uygun olmayan bir oyuncu yok. Dorukhan sağ bek olarak kullanılabilir. O şekilde fayda alınabilir ondan. Çünkü sahte bek rolüne uygun bir profili var. Ayrıca dönen topları da kazanmak için iyi mücadele verir (tabi takım doğru pozisyon alırsa). Oğuzhan ve Ljajic ikilisi içlerde iyi seçenekler olsa da yedekleri yok. Bunun için de büyük bir sorun diyebiliriz.

Santrfor konusunda ise Burak fizik olarak toparlarsa bu rolün altından kalkar. Güven’in oyununu geliştirmesini ve çeşitlendirmesini bekleyeceğiz. Çözülemeyecek tek sorun Ruiz’in yanına konulacak stoper gibi gözüküyor. Bu da büyük bir sorun tabi. Bu oyunun başlangıç noktası kaleci ve stoperler. Ancak Avcı’nın eline yanlış kadro verildi, Avcı imkansızlıklar içinde bu mücadeleyi veriyor demek doğru değil. Elinde bu oyun için gayet yeterli bir kadro olduğuna inanıyorum. Özellikle Türkiye ligi için bu kadronun bu oyunu oynayamaması için hiçbir sebep yok. Kadroda sorunlar elbette var ama bunların bu lig için çok büyük handikaplar oluşturacağına inanmıyorum.

Wolverhampton ve Alanyaspor Maçları: Dönüşüm

Abdullah Avcı inandığı oyundan sonuç alamayınca doğal olarak daha günü kurtarmaya yönelik bir oyuna dönüş yaptı. Wolves maçında bekler eski rollerini bırakıp tekrar kanatlardan bindirmeye başladı ve kanatlar bir noktadan sonra içeri girmeye başladı. Sabırlı pas oyunun yerini daha direkt bir oyun aldı. Uzun toplar arttı. Nedenini anlayamadığım, Dorukhan’ın iç önde oynama durumu değişti. Bek bindirdiği için Dorukhan biraz geri çıkıp dönen topları beklemeye başladı.

Burada Avcı, Manchester City’nin Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı Zagreb maçından ve ligde oynadığı Everton maçından etkilenmiş olabilir. Guardiola bu sezon beklerini maç içinde bölüm bölüm çizgide kullanamaya başladı. Çizgiye basan bek olunca öndeki kanat iç koridora giriyor. Orta saha oyuncusu (iç) ise biraz daha geriye çıkıp dönen toplar için bekliyor. Guardiola bunu sahada İlkay Gündoğan varken daha çok tercih ediyor. İlkay ön iç koridorda rakibin savunma ve orta saha hatları arasında topla buluşunca çok etkili olamıyor. Daha çok geriden top alıp kafasını kaldırınca verimli olan bir oyuncu. Bu yüzden Guardiola onu bu sezon ön iç koridorda daha az kullanmaya başlamış olabilir. Belki de İlkay’dan bağımsız sadece bekleri bölüm bölüm çizgiye bastırarak tahmin edilebilirliğini azaltıp rakibin kafasını karıştırmayı amaçlamış olabilir. Bunu bilemeyiz ancak İlkay’ın biraz geri çıkınca daha verimli olduğu kesin.

Beşiktaş’ta ise sağ iç Dorukhan, iç koridorun ön tarafında pozisyon alıyordu ve verimi aşırı düşüyordu. Guardiola Everton ve Zagreb maçında İlkay’ı biraz dışta kullandıktan sonra Avcı da Dorukhan’ı Wolves ve Alanyaspor maçlarında biraz dışlarda kullanıp beki çizgide kullandı. Eğer bu tesadüf değilse bu olay bize şunu ispatlıyor: Avcı bu oyunun felsefesini anlamak yerine, olduğu gibi formasyonu kopyalamış. Dorukhan’ı başta De Bruyne rolünde kullanması bunun ispatı diyebiliriz. Sonra İlkay’ın yeni rolünü görünce, ben de böyle kullanabilirim diye düşünmüş. Eğer oyunun felsefesini anlasaydı bu tarz çözümleri kendisi otomatik olarak düşünüp üretirdi. Ezberden gitmenin sonucu, Dorukhan’ı iç koridorun önünde kullanmakta ısrar etmek oluyor.

Önümüzdeki maçlar bu direkt oyunun, atılan uzun topların kalıcı mı olduğunu yoksa puan olarak toparlanmak için başvurulmuş kısa bir çözüm mü olduğunu gösterecektir.

Sonuç

Beşiktaş’ın oyuncu yeteneklerinden bağımsız yerleşim odaklı problemleri ortadayken bu oyun için oynanması imkansız bir oyun diyemeyiz. Bu oyunun mantığını kavramadan uygulamaya geçirmek mümkün değil. Yoksa pas oyununun her çeşidini dünyanın her yerinde hakkını vererek oynayan takımlar var. Bu takımların bütçesi Beşiktaş’tan daha düşük. Yani bu tarz bir oyunu oynamak için Manchester City kadar zengin olmak şart değil. Kadro olarak bulunduğu ligin en güçlü takımları yerel liglerinde bu ve buna benzer pas oyununu rakiplerine dikte edebilmesi oldukça mümkün. Slavia Prag örneği ortada. Liginde çok başarılı olmasının yanında Şampiyonlar Ligi’nde Inter’in müthiş baskısından ayağa pasla çıkmış bir takım Prag.

Önemli olan yerleşimleri anlayıp onları oyunculara doğru şekilde anlatmaktır. Sahte bek kullanan bir hoca neden sahte bek kullandığını bilmeli ya da kanatlarını çizgiye bastıran bir hoca bunun avantajlarını anlamış olup doğru yapıyı takımına sağlamalı. Bunlar zaman alacak şeyler olabilir ama bugünün görüntüsü doğru yerleşimleri deneyip becerememe olayı değil. Bugünkü görüntüsünden şunu anlıyoruz, bu takım oyunu yanlış anlamış.

Abdullah Avcı teknik direktörlüğünün sorgulanmaması gerektiğinden bahsetti. Bence de haklı. Bu ligde oynattığı oyunla kendisini ispat etmiş durumda ama oynatmaya çalıştığı oyunu sorgulayabiliriz. Bugün oynatmaya çalıştığı pas oyununu oynatmayı başarırsa bu ligde devrim yapmış olur ancak ezberden kurtulup oynatmaya çalıştığı oyununun temeline ve mantığına inmesi lazım. Onun haricinde son iki maçta yaptığı gibi bu oyundan vazgeçip direkt oyuna yönlenirse zaten başarılı olur. Belki şampiyon bile olur ama o idealist olmayı tercih ediyor. Bu bile tek başına saygı duyulası olsa da idealistliğin hakkını vermesi gerekiyor.

Takım bütün yerleşimleri doğru yapsa, ondan sonrasında tempo veya oyuncu kalitesi gibi sorunlar oluşsa diyeceğim ki “bu takım bu oyun için yetersiz” veya “bu ligde bu oyun oynanmaz.” Fakat böyle bir durum –yazı boyunca anlatmaya çalıştığım gibi- söz konusu değil. Bu yüzden başarısızlık diyebileceğimiz Beşiktaş’ın bu dönemi, pas oyununun suçu değil. Topa hakim olması gereken büyük takımlar için en ideal oyun bugünün futbolunda pas oyunudur. Zaten gördüğümüz gibi Fatih Terim, Ersun Yanal ve Abdullah Avcı üçlüsü bu durumun farkına varmışlar ancak uygulamada sancıların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

KONUK YAZAR: OSMAN BURAK ÇETİNKAYA

About Osman Burak Çetinkaya

Check Also

Maç Analizi | Göztepe 2-2 Fenerbahçe

Süper Lig’in 13.haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Göztepe ile 2-2 berabere kaldı.    Vedat Muriqi’in sakatlıktan yeni ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/