12 Kasım 2019, Salı

Maç Analizi | Başakşehir 1-2 Fenerbahçe

Kötü oynayıp da kazanabilmek, her büyük takımın değişmez bir parçasıdır. Nitekim Fenerbahçe de zorlandığı maçta 1-0 mağlup iken, 77’de Muriç ve 90+2’de Dirar’ın ayağından bulduğu gollerle rakibini 2-1 mağlup etmeyi başardı. Teknikle değil, mücadeleyle ayakta kaldılar. Bu da sarı lacivertlilerin uzun zamandır eksikliğini hissettiği mental ve ruhsal gücün geri geldiğine işaret ediyor. Yanal ve ekibi adına taktiksel açıdan çarpıcı bir test maçıydı, fakat asıl ihtiyaç skordu. Maç bitimi sonrası; oyun, taktik, formasyon düzeltilebilir. Ancak tabelada yazan skorbordu değiştiremezsiniz!

 

ORTA SAHA DİRENCİ
Başakşehir’in kadrosu ilk görüldüğünde, Okan Buruk’un orta sahayı kalabalık tutup sarı lacivertlilerin pas kanallarını kapatmak istediği açıkça ortadaydı. Buruk, oyuncularına düşüncelerini iyi aktarmış olacak ki, takım başlama düdüğünden itibaren bunu çok iyi sergiledi ve Fenerbahçe top yapamaz oldu. Sahanın teknik kapasitesi en yüksek ismi Emre Belözoğlu dahi, pas alışverişlerinde kimi zaman zorlandı. Nitekim Fenerbahçe bir müddet yan toplarla oyunu idare etmek zorunda kaldı. Sonrasında dikine oynayarak pozisyon bulmayı deneseler de, 1. ve 2. bölgeyi yoğun tutan rakibine karşı merkezde sorun yaşadılar. Rakibin orta sahadaki direncini kırmak zor olduğu için; atakların çoğunluğu kanatlardan yürütüldü, fakat Garry ve Deniz’in yaratıcılık konusunda istenileni verememesi tıkanmalara yol açtı. Diğer bir detay, ön alanda çoğalamamaktı. Bu doğrultuda, yeterince pas opsiyonu bulamayan Fenerbahçeli oyuncuların hızlı çıkışlarda hücumu isabetsiz şutlarla bitirdiğine rastladık. Bu durum elbette en çok Kruse ve Muriç’in canını yaktı. Her iki oyuncunun da bireysel yeteneklerden ziyade al-verler, kolektif yapı üzerinden etkili olması, takım içinde oluşan herhangi bir bağlantı kopukluğunda performanslarını düşürüyor. Sarı lacivertliler, ikinci devre topa büyük ölçüde hakim olmakla birlikte (özellikle 60-75’ arası), daha rahat top çevirmeye başladı. Rakip kaleye daha çok adamla çıkmaları sonucu, ev sahibi ekibin kuvvetini aşmak adına elleri kolaylaştı.

BAŞAKŞEHİR SAVUNMASI
Başakşehir, toplu ve topsuz oyunda farklı dizilişlerle karşımıza çıktı. Topa sahipken 4-1-2-3 şeklinde dizilerek oyunu kanatlara yıktılar. Zira maç boyunca topla en çok buluşan isimleri Aziz Behich ve Caicara idi. Rakibi karşılarken ise, 4-4-1-1 biçiminde sahaya yerleşerek savunma başlangıcını orta sahadan başlattılar. Takımın 2. bölgedeki defansif yükünün çoğunluğunu çeken Azubuike, kademelere girme konusunda faydalı işler yaptı. Ayrıca isabetli pas sayısını fazla tutarak, kontra ve geçişlerde etkili oldu. Mossoro ile birlikte, ilk yarıda pas isabet oranı en yüksek isimdi (%93.3).

Hücumda en etkili olduğu alan, kanatlar olan Fenerbahçe’nin bu kozundan faydalanamadığından bahsetmiştim. Türüç ve Garry’nin hücumda eksik kalmasının yanı sıra, rakibin tavrının da altını çizmek gerek. Savunmada yerleşme ve pozisyon alma faslını iyi kurup, oyuncular arası mesafeyi kısa tutup, adam markajını doğru yapan ev sahibi ekip, rakibe pek boşluk vermeyerek gelen atakları öğüttü. Sarı lacivertliler ise; bundan kurtulmak için çabuk ve isabetli oynayarak ayağa paslarla koridorlarda yer açabilecek iken, sık top kayıpları yaparak bu gerekliliği sağlayamadı. Son çare olarak uzun toplarla pozisyon yaratmaya çalıştılar; fakat hava toplarında öylesine zayıf kaldılar ki, Başakşehir’in bu konuda ilk yarıda %75, ikinci yarıda %61 oranda üstünlüğü vardı. Hâl böyle olunca, topları rakip savunmanın arkasına sızan oyunculara ya da stoperlerin havadan karşılık veremeyeceği noktalara atmak gerekti. Nitekim Vedat’ın şık golü, ilk seçenekte dile getirdiğim şekilde geldi.

EMRE VE HÜCUM HATTI
Konuk ekibin Emre’siz topu ayağında tutması pek mümkün görünmüyordu. Nitekim Kanarya’nın stoperleri dışında en çok pas yapan oyuncusu Emre’ydi (62). Yanal’ın kendisini oyundan çıkarma lüksü yoktu ki zaten 90 dakika boyunca sahada kaldı. Okan Buruk’un, Belözoğlu’nun serbestliğini kısıtlamak için kendisine 1-2 oyuncuyla baskı yaptığını gördük. Diğer oyuncuları sıkıştırmanın yanında Emre’nin de zorlanması, rakip adına oyunun kısırlaşmasına yol açtı. Buna rağmen ayakta kalan Emre, geçen hafta kadar olmasa da yine etkili oldu. Topun takımda kalması amacıyla oyunun yönünü değiştirdiği vakitlerde, takımını rahatlattı. Tolga ile uyum sağlayıp, merkezde ‘oyunu dikte edici’ rolünü sürdürdü.

Hücum hattı vasat durumdaydı. Oyuncular, topla az buluşmalarının yanı sıra düşük pas isabet oranı yakaladılar. İlk yarı sonunda özellikle Garry’nin istatistikleri dehşet vericiydi. Afrikalı futbolcu, 45 dakika boyunca 7 pas aksiyonunda bulunmasına ek olarak %71.4 pas isabeti yakaladı. Hücumsal ve defansif manada resmen takımını 1 kişi eksik bıraktı. Dirar’ın Visca karşısında açık vermesinde etkili olan faktörlerden biri de buydu.

Ferdi, yaptığı asistle göz kamaştırdı. Görülen o ki, sorumluluk alma bilinci yerleşmeye başlamış. Geçen maç dahil oynadığı kısıtlı süreye rağmen varlığını hissettirebilmesi ve bunu gol/asist olarak tabelaya yansıtması, ilk 11’e girme konusunda kendisini bir adım öne çıkarıyor. Buna Garry’nin de kötü performansı eklenince, gelecek hafta as kadroda yer alacak gibi…

Muriç, takımın üretkensizliğine rağmen mücadele gücü, hava toplarındaki başarısı ve bitiriciliğiyle sahnede yer alabildi. Biraz arka planda kaldı ama öyle bir anda rolünü sergiledi ki takımını ipten aldı. Tolga’nın enfes asisti bir yana, pozisyonu tek vuruşla sonuçlandırarak ağları sarsması golü daha da etkileyici kıldı. Fenerbahçe’nin yıllardır aradığı golcü o mu, ilerleyen haftalarda göreceğiz.

EV SAHİBİ EKİP GALİBİYETE YAKLAŞTI
Başakşehir, oyunun her iki yönünü de kompakt olarak oynadı. İyi kapandılar, fakat yenilen ilk golde Chedjou’nun bireysel hatası vardı. İkinci gol, rakibin organize gelen atağı sonucu kalede görüldü. 52 ve 60. dakikalarda kaçırdıkları 2 net gol pozisyonu vardı. 81’de Furkan’ın girdiği pozisyon da önemli fırsatlardan biriydi. Arda ve Crivelli’den yeterince verim alamadılar. Arda’nın salt savunmada, marke etmede yardımları vardı. Merkeze ve stoperlere yaklaşarak top çıkarmaya çalıştı. Crivelli ise, attığı şık gol dışında ortalarda gözükmedi. Oynadığı 78 dakika boyunca 17 kez topla buluştu, %28 pas isabet oranıyla boy gösterdi. Takım arkadaşlarına yeterince yardımcı olmadı, kanat oyuncularının savunma arkası koşularını destekleyecek hamleleri yoktu, pas alışverişlerine girme hassasiyetini göstermedi. Visca, takımın girdiği gol pozisyonlarının baş aktörüydü. Dirar’ın geriye gelmekte zorlanması sayesinde, kullanabileceği önemli boşluklar buldu. Bu dakikalarda önüne çıkan fırsatları iyi değerlendirdi, fakat gole ulaşamadı.

DİP NOT
Kendini bir takım konular hakkında ispatlaması bakımından değerli olan maçta, Zanka’nın olumlu bir portre çizdiğini söyleyebiliriz. Maçın en çok pas yapan oyuncusuydu. Bu konuda %90 oranında isabet sağladı. Performansı, beklenenin üstündeydi açıkçası. Hava toplarında başarılı, agresif, teması seven, müdahalelerin içinde yer alan bir yapıya sahip olduğu biliniyordu genel anlamıyla. Ancak stoper tandemi göz önüne alındığında, aslen sol stoperden beklenen pasörlük meziyetini o’nda da görebilmek; bu sezon kısa paslarla, set futboluyla oyun planını sahaya sürmek isteyen Yanal’ın kullanabileceği çarpıcı bir koz.

Fiziki temasın çok yaşandığı böylesine bir karşılaşmada, en fazla ikili mücadele (11) kazanan oyuncunun 38 yaşındaki Emre Belözoğlu olması dikkat çekici. Kendisinden talep edilenlerin üstüne çıkarak, görevinin hakkını fazlasıyla veriyor. Büyük bir karakteri ve yeteneği temsil ediyor. Yaşına göre daha az süre alması tahmin edilirken, 90 dakika sahada kalabilmesi takdir edilesi… Düşünülmesi gereken konu şu ki, takım Emre’ye bel bağlamış görünüyor. Bu; planın Kaptan’a göre şekillenmesinden mi kaynaklı, yoksa istenilen oyunun bir sonucu mu?

 

SONUÇ
Maç sonunda Ersun Yanal, “Bugün kazandık ancak oyunu beğenmedim. Biz, sevinmeyi de üzülmeyi de birlikte yaşıyoruz. Bugün önemli olan buydu. Skorda ne yazdığı önemli değil. Üzülürken de sevinirken de takımın birlikte olması önemliydi.” diyerek açıklamalarda bulundu. Hocanın oynanan oyun hakkında yaptığı yorum, realist ve doğru. Ancak şu eklemeyi yapmak lazım, skor tabelası da birlik ve beraberlik kadar ehemmiyet taşıyordu. Fenerbahçe taraftarı, yıllardır süregelen başarısızlıkların doğal bir sonucu olarak çok kırılganlaştı. Öyle ki bir maç üzerinden iyiyi çok iyi, kötüyü çok kötü olarak yansıtabiliyorlar. Ani duygu değişimleri fazlasıyla mevcut. Yanal’ın açıklamaları; mesaj verme, dayanışmayı artırma açısından yerinde söylemler, fakat işin diğer tarafını bahsetmekte de yarar var.

Son birkaç yıldan farklı olarak daha mücadeleci, formanın hakkını veren, kulübün kimliğini benimsemiş, pes etmeyen, kazanmak için fırsatları sonuna kadar kovalayan oyunculardan bürülü bir gövde oluşturmuş vaziyette Yanal ve yönetim. Yalnız teknikle olmayan, fizik ve ruhun kuvvetiyle tamamlanabilen kimi boşlukların farkına varmış, futbolcular. Bu farkındalık, şampiyonluk yolunda ihtiyaç duyulan hassasiyetlerin karşılanması adına getiri sağlayacaktır. Yeter ki bu anlayıştan sapma olmasın!

About Anıl Şirin

Bir şey değiştirmiyorsan, kaderine bekçilik yapmak ne diye?

Check Also

Maç Analizi | Liverpool 2-1 Tottenham

Lider Liverpool Anfield’da sezona inişli çıkışlı başlayan ve bir türlü toplanamayan Tottenham’ı ağırladı. Bu ikili ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/