8 Nisan 2020, Çarşamba

Maç Analizi | Borussia Dortmund 3-2 Inter

Dün akşam Signal İduna Park’da belki de bir spiker klişesiyle anlatabileceğimiz “nefes kesen bir mücadele”ye tanık olduk. Her iki takım için de gruptan çıkmak adına önemli bir maçtı, grupta kendi aralarındaki ilk maçta İnter, Dortmund’u 2-0 mağlup ederek puanlarını eşitlemiş son on altı için güven tazelemişti tâ ki dün akşama kadar.

İlk Yarı

Her iki takımda da eksiklikler göze çarpıyordu Dortmund’un formda forveti Alacer, aşil tendonunda yaşadığı sakatlıktan yeni çıkmış kulübede beklerken Reus kadroda dahi değildi. İnter’de ise Sensi, D’Ambrosio gibi önemli isimler ilk on birde yoktular. Bunun yanında Dortmund alışagelmiş 4-2-3-1’ni Bürki; Schulz, Hummels, Akanji, Hakimi; Weigl, Witsel; Hazard, Brandt, Sancho; Götze şeklinde kuruyor Alcacer ve Reus gibi oyuncularının eksikliğinde yerlerinde oynayan ve derine inen Götze ve Brandt ileri hattıyla topla direnci artırmayı planlıyordu. Öte yandansa İnter 3-1-4-2’de Handanoviç; Skriniar, Vrij, Godin; Brozovic; Braghi, Barella, Vecino, Candreva; Martinez, Lukaku on biriyle sağda bulunuyordu fakat buradaki temel eksikliklik D’Ambrosio ve Asamoah gibi kanat bek pozisyonunun çok iyi kotaran ikilinin olmamasının yanında orta sahanın değişilmezi haline gelen Sensi’nin yokluğu, birbiriyle oynamaya nispeten alışık olmayan oyuncular grubu oluşturuyordu.(özellikle bu durum ikinci yarı değişikliklerden sonra daha da belirgin gözüktü) Yine de İnter maça çok iyi başladı. Beşinci dakikada açık oyunda savunmadan gönderilen bir uzun top sonucu Martinez Ağları sarstı ve İnter deplasmanda 0-1 öne geçti. İnter’in, özellikle Conte’nin vurucu silahlarında biri olan uzun toplar, Almanya’da da işe yaramış, takım deplasmanda 1-0 öndeydi.

Genellikle erken bulunan gol ile birlikte deplasman takımları geriye yaslanır ve ev sahibinin ataklarını arkada, kale hizası ve çevresinde önlemeye çalışır ama İnter öyle yapmadı, maçı kazanmak adına ilk yarı ortaya bir karakter koydu. Hem savunma anlamında hem de hücum anlamında dirençli ve doğru işleri yapan bir İnter vardı sahada. Bu durumun güzel örneklerinden biri de rakip, İnter sahasındayken alınan ve neredeyse her savunma sekansında istikrarla gördüğümüz şu savunma dizilişi;

Üçlü stoper hattı merkezi yoğunlaştırıyor ve onlara destek iki kanat bekinden gelince böylelikle savunma beşli bir duvara dönerken hemen önlerinde Brozovic’in liderliğindeki üçlü orta saha hattı ikinci bloğu oluşturuyor  ve ileri uçtaki ikili ise Dortmund’un gömülen takımında en rahat hareket alanına sahip stoperlere imkan vermiyordu. Ayrıca geride kurulan bu baskı, önde de devam ediyor Dortmund oyunun içinde boğuluyordu;

Özellikle orta saha oyuncuları tarafından Dortmund’un savunma önü ikilisi Vitsel ve Weigl’in devamlı markaj altında tutulması Dortmund için geriden çıkmayı zorlaştırıyor, üstelik diğer oyunculara karşı birebir alınan markajlar oyunda İnter’in sözünün geçtiğinin, Dortmund’u kendi zorladıkları oyuna ittiklerinin kanıtıydı. Nitekim toplu ya da topsuz oyunda Dortmund istediklerini pek alıyor sayılmazdı. Hücumdayken setler halinde dizilmiş İnter Savunması karşısında topu bir türlü istedikleri bölgeye taşımaktan aciz kalıyorlar, savunmada ise hızlı geçiş hücumları deneyen İnter’in önünü kesemiyorlardı. Zaman zamansa rakip sete geçmeden topu hızlıca ileriye taşıyorlar ve etkili hücumlar da bulunuyorlardı fakat bunlar İnter takım oyuncularının güçlü fizik ve koşma becerisi sayesinde geride çabuk pozisyon almalarıyla önleniliyordu. Bu her iki duruma da iyi bir örnek için aşağıdaki görüntüyü inceleyebiliriz;

Dortmund’un kendi kalesinden rakip kaleye topu 11 saniyede taşıdığı bir ataktan alınan bu kesitte gördüğümüz en önemli şeylerden biri Sancho’nun merkeze doğru hareketlenmesi sonucunda peşine taktığı rakip futbolcuyla birlikte Hakimi’ye ciddi bir boş alan yaratması ve bunun dışında ise görüntünün en solunda yer alan üçlü İnter’li oyuncu grubunun (Dortmund henüz atağa yeni kalkmışken) bir anda savunmaya hızlı geçişleri. Burada da net bir şekilde görüldüğü üzere ilk yarı boyunca Dortmund’un bütün organize ataklarını İnter direnci ve oyun planıyla püskürttü. Bununla birlikte aynı şeyi Dortmund için demek mümkün olmayacaktır, İnter’in ikinci golünde bunu net bir şekilde görebiliriz;

Martinez’in sağ tarafa gönderdiği diagonal pasta sağdan bindiren Candreva’nın boş bırakılması ilk hatayken orta sahadan bindirerek Ceza sahasında gol vuruşunu yapan Vecino’ya da yaklaşık 30-40 metrede markaj uygulanılmaması ikinci bir hata olarak göze çarpıyor ve İnter sağ kanatta topla buluşan Candreva’nın içeriye yerden kestiği topa Vecino’nun düzgün vuruşuyla 2-0 öne geçiyordu.

İkinci Yarı

İnter ilk yarıda güzel oyun çıkardığı kadrosunu bozmadan saha sürerken Dortmund içinse çözüm kadro da değil mentalite de aranmıştı ve ikinci yarı roller iki takım arasında değişti. Dortmund ev sahibi olduğunu hatırlıyor adeta çimlere daha sağlam basıyordu.  Nitekim gol de bu özgüvenin ardından çok geçmeden 51. dakikada geldi;

6 kişiyle rakip ceza sahası çevresinde olan Dortmund Hummels’in boş alana atılan doğru pasıyla kaleye gitmek için iyi bir fırsat yakaladı. Sağ bek Hakimi’nin dahi merkezde olmasıyla İnter’li oyunculara unutturulan sağ kanattan Hazard’ın bindirmesiyle (Aslında maç boyu sol kanatta oynadı fakat ikinci yarı rakibin kafa karışıklığı için oyuncuların pozisyonlarını sık sık değiştirdi Dortmund) topu kenara taşıyınca Dortmund, Götze’nin ikinci boş alana koşusunu (bu durum beraberinde rakip savunmayı da yanında getirmesine ve Hakimi’nin içeriye katetmesine olanak sağladı) gören Hazard’a pas imkanını değerlendirdi ve Götze’de top ayağına gelir gelmez içeri çevirdi, ceza sahasına sarkan Hakimi de takıma adına maçtaki ilk golünü atmış oldu. Bu organize, ne yaptığını bilen gol pozisyonu dahil Dortmund’un ikinci yarıda adeta başka bir takım olarak yer aldığını bize çok iyi gösteriyordu.

 

Ayrıca ikinci Yarıda Dortmund’lu oyuncuların rakip yarı alanda iyi parsellenmelerini, irili ufaklı üçgünler kurduklarını, orta sahada baskının yoğununluğunu, (burada görüldüğü üzere Lukaku’ya iki kişi birden baskı yapıyor topu almak için) net bir şekilde görebiliriz. Bu bağlantı, yardımlaşma ve dizilimleri doğru bir şekilde, oyunu istedikleri bölgeye yığarak ve açarak yaptıklarını da gözlemliyoruz. Bu çabaya bir örnek de 64. dakikada Dortmund’un durumu berabere getirdiği golün atıldığı İnter tarafından kullanılan taç;

Burada düzgün yerleşim ile birlikte Alcacer’den topun atıldığı İnter’li oyuncuya şok bir baskı görüyoruz ve akabinde kaptırılan topun Brandt’e aktarılmasına tanıklık ediyoruz. Brandt’in de dar açıdan harika şutuyla Dortmund’un beraberlik golü geliyor.

Oyunun geri kalanında taraftarın ateşiyle durumu 2-0’dan 2-2’ye getiren ve psikolojik üstünlüğü ele alan Dortmund’a karşı İnter’in etkisiz kaldığını, Conte’nin bu duruma yönelik hamlelerinin (Misal as kadro oyuncularından Sensi’nin 68’de oyuna girmesi gibi) işe yaramadığını görüyoruz ki Dortmund bu golden sadece 13 dakika sonra üçüncü golü de buluyor;

Yukarıdaki görüntü, Dortmund’un üçüncü ve sonuncu golünden alınan bir sekans, burada görüyoruz ki Hakimi ve Sancho arasında gerçekleşen duvar pasıyla (Hakimi, Brandt’in koşusundan dolayı kendisiyle Brandt arasında ikilemde kalan Candreva’yı zorlanmadan geçiyor) Hakimi ceza sahasına giriyor ve kendisinin ikinci takımının üçüncü golünü atıyor.

Sonuç

Conte’nin gelişiyle üç ayda bambaşka bir oyuna evrilip kendi liginizde şampiyonluğa oynuyor olsanız dahi Dortmund’a gelip Sarı Duvar’a çakılmamanız işten bile değil.

About Mikail Burak Özkar

Okuryazar.

Check Also

Maç Analizi | Göztepe 2-2 Fenerbahçe

Süper Lig’in 13.haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Göztepe ile 2-2 berabere kaldı.    Vedat Muriqi’in sakatlıktan yeni ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/