18 Ekim 2019, Cuma

Maç Analizi | Fenerbahçe 2-1 Ankaragücü

Derbi öncesi motivasyonun epey önem taşıdığı kritik bir virajda Ankaragücü’nü 2-1 mağlup eden Fenerbahçe, Galatasaray’ın Malatya’da bıraktığı iki puanı da hesaba katarsak oldukça değerli bir 3 puanı hanesine yazdırmış oldu.

ANKARAGÜCÜ
Mevcut karşılaşma hariç geride kalan dört hafta adına sunduğu veriler itibariyle defansif bir futbol anlayışına sahip olduğunu gösteren başkent ekibi, Fenerbahçe karşısında adeta öldü öldü dirildi. Uzaklaştırılan topların haddi hesabı yoktu (30). 74’te gelen Muriqi’in golüyle beraber sıkı kurgulanan savunmalarının düğümü çözülmüş oldu. Sonrasında teslim olmayı düşünmeyip nihayet set halinde hücuma çıktılar. Birkaç dakika içerisinde iki önemli gol pozisyonu buldular. Öyleyse sadece müdafaa etmekle yetinmeyip biraz olsun ciddi atak girişimlerinde bulunsalardı, belki de çok farklı bir senaryoyla karşı karşıya kalacaktık.

Ankara ekibinin maç öncesi verilerine göz attığımızda dikkat çekici 3 detay vardı:
1- Ligin en az gol bulan ilk 3 takımından biri olmaları.
2- Rakiplerine en fazla şut imkanı veren ve aynı zamanda kalelerinde en fazla isabetli şut gören ikinci takım olmaları.
3- Bu sezon en fazla uzaklaştırma yapan iki oyuncunun da Ankaragücü forması giyiyor olması (Pazdan ve Kulusic).

Bu nüanslardan anlaşılacağı üzere, defansif mânada zaafları net bir deplasman ekibi karşımızdaydı bu karşılaşmada. Dolayısıyla bu belirgin noktalar, takımın nasıl bir oyun planıyla sahaya çıkacağını çok önceden göstermekteydi. Nitekim de tahminler yerini buldu. Konuk ekip, genellikle derinde bekleyerek kaptığı toplarla kontraya çıkmaya çalıştı. Ayrıca rakip savunmacılara yaptığı preslerle topu kazanıp tehlikeler yaratmayı denedi. Geriden oyun kurmakta güçlük çeken Rami ve Zanka ikilisine karşı bu taktik güzel meyve verdi. İlk 45 dakika boyunca sahada yer alan bu stoper tandemi, telaşlı bir görüntü çizmesinin yanı sıra rakibin baskısı sonucu bireysel olarak birçok hata yaptı. 17’de, yani bu anların birinde, Orgill çaldığı topu iyi değerlendirerek pozisyonu golle sonuçlandırdı.

FENERBAHÇE
Yedikleri gole 4 dakika sonra Zanka ile cevap veren sarı lacivertliler, erken verilen reaksiyonun getirdiği coşkuyla baskısını artırdı ve tüm hatlarıyla rakip sahaya yerleşti. Duvar pasları ve ortalarla rakip kalede tehdit yaratmak istediler. Verkaçlarda Muriqi-Kruse iş birliği, çeşitli pozisyonların hazırlanmasına olanak sağladı. Vedat’ın hava topları üzerinden indirdiği ve sırtı dönükken saklayıp içeri çevirdiği toplar bu bakımdan önemli rol oynadı. Ortalarda Ozan ve Deniz’in bulunduğu kanadın etkinliği, öteki bölgelere göre daha dikkate değerdi. Ancak hedefi bulmada epey başarısız bir tablo çizdiler. İki oyuncu toplamda 14 orta girişiminde bulundu, bunların sadece 2’si isabetliydi. Bu teşebbüslerin çoğunda pozisyonları sonuçlandırma görevini edinen aktör, Kruse’nin ta kendisiydi. Takımın çoğu atağında öyle ya da böyle dokunuşu, teması hep vardı. Yalnız şutlarında yeterli isabeti bulamaması, kimi hücum pozisyonlarının olumsuz sonuçlanmasına neden oldu. Bir de bu negatifliğin şutörlük meziyetleri çok olan bir oyuncu tarafından yaşanması, olayı ironik kılıyor. Ancak ne olursa olsun rakip ceza sahasında bu denli aktif olması, esasen oyun içi taleplerin çoğunu karşılıyor. Öte yandan verdiği gol paslarının çokluğu, forvet hattındakileri her geçen gün bir adım ileri taşıyor.

TOLGA SOL ÖNDE
42’de Garry’nin sakatlanması sonucu oyundan alınmasıyla birlikte, Yanal sahaya Emre’yi sürdü. Uzatmalar dahil kalan 7 dakikada Kruse sola, Emre forvet arkasına geçti. Açıkçası görülen tablo, ilk bakışta çok garip görünüyordu. Nitekim de Ersun Yanal, ikinci yarıdan itibaren Kruse’yi asıl yerine çekip Tolga’yı sol öne attı. Emre de derinde, Gustavo’ya ikinci bölgede partner oldu. İşler böylece rayına sokuldu. Diziliş yerine oyuncu paylaşımlarına müdahale edilmesi mantıklıydı.

Kruse’yi kenarlara atmak takımın tüm pas bağlantılarına zarar vereceği için, sol kanada Tolga gibi ceza sahasına koşu yapmayı seven ve rakip savunmayı karmaşaya sürükleyen birini atamak doğru bir hamleydi. Omurganın çok önemli bir yapı taşını etkisiz kılmaktansa, o bölgede Tolga’yı kullanmak takımı en azından eksiye düşürmedi. Hatta zaman zaman artıya geçirdi.

Son 45 dakikada değişen noktalardan biri, ilk yarıda geride oynayan takım arkadaşlarına pas istasyonu olmakta güçlük çeken Kruse’nin bu konudaki eksikliğini gidermesiydi. Ön alan baskısını sık sık kullanan rakibe karşı pas opsiyonlarının yaratılması, takım için en büyük ihtiyaçtı. Bu bakımdan merkezde oynayan Alman oyuncunun 1. bölgeye yaklaşması, topu kaybetmemek adına ehemmiyet taşıyordu. İlk devrede bu gereksinimin sağlanamaması, özellikle Gustavo’ya isyan ettirdi.

İkinci yarıda Fenerbahçeli oyuncuların dağılımı

 

GOL VE SONRASI
Öne geçmek isteyen ev sahibi ekip; Tolga’nın gönderdiği uzun paslar, Ozan’ın ortaları ve Muriqi’in arkadaşlarını buluşturduğu toplarla rakip ceza yayının çevresinde sürekli gol aradı. Özellikle Tolga’nın savunma arkasına sarkarak sokulduğu pozisyonlar, takımın hücumdaki efektifliğini artırdı. Sol koridordaki atakların çoğalması, bu nedenden kaynaklanıyordu. Buna ek olarak Emre’nin boş alana yapılan koşuları desteklemesi ve zekice uzun paslarıyla birlikte, yapılan akınların etkinliği arttı. Bu tür birçok doğru hamle sonunda sarı lacivertliler 74’te nihayet golü buldu. Emre, Kruse ve Vedat arasındaki bağlantı güzel tat verdi.

Golden sonra oyunu soğutmakta ve topu tutmakta geç kalan Fenerbahçe, maçın bitimine 10 dakika kala Ankaragücü’nün son çırpınışları sonucu kalesinde iki tehlikeli pozisyon gördü. 82’de Canteros’un vuruşunda Altay topu çeldi, yine aynı dakikalarda Ozan’ın kayarak müdahale ettiği topta Orgill istediğine ulaşamadı. Bu adrenalin dolu anların ardından rakibe ‘dur’ diyen Fenerbahçeli oyuncular, topu rakibe vermeyerek aralarında yaptıkları kısa paslaşmalarla maçı sonlandırdı.

RAMI ÇOK HATALI OYNADI
Jailson’un Rami’nin yerine oyuna girmesi, teknik adamın doğru yere neşteri vurduğunu gösteriyordu. Fransız oyuncu, kalitesine yakışmaz şekilde çok kötü bir oyun ortaya koydu. Yenilen golde yaptığı hata, sadece bir emsali temsil ediyor. Oyunun kurulumu aşamasında yararsızdı, yan pas yapmaktan başka bir faaliyet gösteremedi. Canlı bir bomba gibi dolandı ortalıkta. Daha ilk maçında bu kadar endişe uyandırması ve hiç güven vermemesi, gelecek maçlarda bir dezavantaj olarak karşısına çıkacak.

Jailson çabukluğu sayesinde Orgill’i bloklayarak bir bakıma Zanka’yı da rahatlattı. Fizik gücü bakımından denk olmasa bile, hızını kullanarak rakip santrforun süratine karşı koyabildi. Ayrıca ilk yarıda Rami’nin topu taşıyamaması dolayısıyla yarattığı zorlukları, ileri katederek verdiği isabetli paslarla ortadan kaldırdı. İlk devrede Fransız’ın sahada yokları oynaması sebebiyle, Zanka hem Orgill’i marke etmek hem de topu oyuna sokmak zorunda kaldı. Her iki işi bir arada yapmak pek mümkün olmadığı için de, işleyiş sekteye uğradı. Bu yüzden Brezilyalı’nın oyuna girişi, Danimarkalı’nın da verimini artırdı ve görev paylaşımının doğru hazırlanmasını sağladı.

LUIZ GUSTAVO
Gustavo kumaşını daha ilk resmî maçında gösterdi. Harika bir performans sergiledi. Bölgeler arası geçişi sağlamakla kalmayıp, geride de takımın defansif yükümlülüklerinin çoğunu tek başına sırtladı. İkili mücadelelerde rakiplerinden üstün bir görüntü çizdi. Ani ataklarla gol bulmak isteyen Ankaragücü‘nün panzehiri olarak tehlikeli bölgeye gidecek birçok topu bloke ederek takımına kazandırdı. Topu kesiyor, saklıyor, doğru yerlere aktarıyor. Ters toplarla beklerin bindirmelerine ortak oldu ve kanatlardaki etkinliğin artmasına yardımcı oldu. Bu yolla rakip savunmayı zor durumda bıraktığı için, kanattaki arkadaşlarına top sürebileceği geniş alanlar sunmuş oldu. Attığı 13 uzun topun 11’inde hedefi buldu.

Sambacı’nın attığı pasların sayısı ve isabet oranı, çarpıcı değerleri ifade ediyor. Brezilyalı, içinde bulunduğu 98 pas aksiyonunun 95’inden başarıyla ayrıldı. Ayrıca üçüncü bölge özelinde yakaladığı %88’lik pas isabet oranıyla beraber bu konuda sahanın en iyisiydi. Karşılaşmanın topla en çok buluşan (114) oyuncusu olmasından anlaşılacağı üzere, sorumluluk almaktan çekinmiyor ve maç içinde sürekli hareket ediyor. Topa sahip olmak isteyen takımların mutlaka uzak durması gereken ‘durağan’ oyun yapısına karşı olarak devingen bir tutuma sahip olması, daha şimdiden kendisini takımın kilit oyuncusu konumuna getirdi.

SONUÇ
Fenerbahçe rahat kazanabileceği bir maçı zora sokarak taraftarlarını endişelendirse de kazanmayı bildi. Gustavo takıma sınıf atlattırmak bir yana, takımın gelişim hızını da artırdı. Oyunun derli toplu hale getirilmesi adına katılan ivme büyük umutlar vaadediyor.
Ancak stoper hattının kapalı bir kutu gibi içinden ne çıkacağı belli olmayan şekilde olması, defans kurgusunun düzene sokulmasını engelliyor. Zaten hali hazırda devşirme beklerle oynanıyor iken, savunmanın göbeğinde kanamaların olması yaraların tedavi edilmesini güçleştiriyor. Rami’nin uzun bir vakte kadar sahada olmaması gerektiği bu maçta görüldü. Hiç mi hiç hazır değil. Fiziksel manada çok kötü durumda. Sağlıklıysa oynamasından yanayım elbette. Bölgede denenebilecek birçok kombinasyon var. Yakın zamanda Gustavo’nun oraya çekilmesi gündeme gelebilir, buna hazırlık olalım şimdiden.

Zorlu bir derbi haftası Yanal ve ekibini bekliyor…

About Anıl Şirin

Bir şey değiştirmiyorsan, kaderine bekçilik yapmak ne diye?

Check Also

Armaya Adanan Hayat: BEKİR ÇINAR

  15 Aralık 1995 Belçikalı Jean-Marc Bosman, Avrupa Adalet Divanı’na açtığı davayı kazandı. Bu karara göre ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/