8 Nisan 2020, Çarşamba

Maç Analizi | Galatasaray 0-1 Real Madrid

Üçlü savunma ile maça başlayan Fatih Terim’in takımı ilk yarıda Real Madrid karşısında topu aldı, önemli fırsatlar buldu ve Muslera’nın da en üst seviyesinde olmasıyla Real Madrid ile kafa kafaya bir oyun oynadı. Genel olarak baktığımız zaman 1-0 kaybedilen bu maçın ilk yarısı ve PSG maçında Galatasaray’ın sezonun en umut verici oyunlarını çıkardığını söylemek mümkün. Bu iki maçta ortak olan şey ise üçlü savunma kurgusuydu? Peki bu ‘üçlü savunmada takımın bu farkı yaratmasının sebebi ne?’ gelin hep beraber öncelikle bunu inceleyelim.

Galatasaray’da 4-3-3 vs 3-5-2

4-3-3 ile başlayalım. 4-3-3 sisteminde Galatasaray’ın top çıkartırken sıkıntı yaşadığı, kapalı savunmaları açamadığını ve kanatlardaki rol paylaşımını doğru yapamadığını görüyoruz. Peki Fatih Terim takımı nasıl yerleştiriyor? Sarı-kırmızılı ekip topla çıkarken kanat forvetlerin rakip beklerle eşleşecek şekilde merkeze doğru yaklaşarak, kanatları bek oyuncularına bıraktığını görüyoruz. İç oyuncuları ise rakibin savunma-orta saha setleri arasına girerek tehlikeli bölgede topla buluşmaya çalışıyor. Nzonzi de biraz daha geriye doğru yaklaştığı için takımın boyunun uzadığını ve merkezde Nzonzi’nin tek kaldığına şahit oluyoruz. Aşağıdaki görselde yeşil alanın boşluğu bunu gösteriyor. Bu da pas hatalarını ve dönüşünde gelen tehlikeli hataların artması anlamına geliyor. Aynı zamanda rakip takımın en küçük bir baskısında top çıkmıyor. Özellikle Seri’nin geldiğinden beri yaşadığı pas sıkıntılarının en temel sebebinde de kafasını kaldırdığı zaman yeterli pas alternatifi bulamaması yatıyor. Takım boyu uzadığı gibi blok sayısı aşağıdaki görselde gözüktüğü gibi 4’e çıkıyor.

Diğer bir sorun ise kapalı savunmaları açamama konusu. Bu da yerleşimden kaynaklanıyor. Galatasaray rakibin bek oyuncuları ile kendi kanat oyuncularını eşleştiriyor. Dolayısıyla rakibin kanatları boş bırakmasını sağlıyor. Fakat kapalı bir savunmaya karşı bu çok mantıklı bir tercih olarak durmuyor. Çünkü bekler bu kanadı sürekli işleyebilecek bir tempoya sahip değil. Dolayısıyla Fatih Terim’in kariyerinde belki de ilk defa bekleri bir tehdit değil.

Her oyuncunun zihninin bir yerinde adam adama eşleşme mutlaka vardır. Eşleşme mantığını anlamak için öncelikle bunu iyi kavramak lazım. Mesela bek oyuncuları kanat oyuncularına karşı bunu hisseder. Kanat oyuncuları ise bindirme yapan beklere karşı bunu çok fazla hisseder. Dolayısıyla bir alanı boşaltmak ve bir adamın bölgesinin dışına çıkarmak için bu tehdidi oluşturmak gerekiyor.  Galatasaray’ın ise burada ciddi bir hata yaptığını görüyoruz. Rakip takımı genişletmek değil rakip takımı daraltmak istiyormuş gibi yerleşiyor bu takım. Hareketli oyuncu sayısı da az olduğu için rakibi konfor alanından çıkaramıyor.

Galatasaray beklerini, rakip oyuncu ile eşleştiremediği için hem rakibi enlemesine genişletemiyor hem de orta sahada rakibini sayısal olarak eksiltemiyor. Eğer beklerini rakiple eşleştirmesi başarırsan bu iki avantajdan birini elde edersin. Bek oyuncunu rakibin savunma hizasına çıkarır ve rakip bek oyuncusuyla eşleştirirsen rakibi enlemesine genişletebilirsin veya yukarıdaki gibi bek oyuncunun rakibin kanat oyuncusuyla eşleşir ve onu çekerse orta sahada önemli bir boşluk yakalarsın. Galatasaray ise bunları düzenli yapmadığını görüyoruz. Bekler genelde ikinci bölgenin ortalarında pozisyon aldığı için rakipler onları göz ardı edebiliyorlar. Görselle daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum oradan devam edelim.

Yukarıdaki pozisyonda Şener’in en uç noktada yerleştiğini görüyoruz. Rakip kanat oyuncusu onu tehdit olarak algıladığı için peşinden gitmiş ve Luyindama’yı karşılayan kimse yok. Bu boşluğu değerlendiren Luyindama top sürmeye başlayınca rakip orta saha oyuncusunu üzerine çekiyor dolayısıyla Belhanda merkezde boş kalıyor.

Pozisyonun devamında ise Belhanda’nın burada müsait pozisyonda top aldığını görüyoruz. Onu karşılamaya bek oyuncusu çıkmış bir boşluk daha oluşmuş ve Andone o boşluğu kullanmak için o tarafa yaklaşmış. Görüldüğü gibi bir yerden rakibin yerini değiştirerek boşluk yakaladığınız zaman diğer oyuncularının o açığı kapatmaya gelmesiyle beraber o boşluk artıyor ve rakip kaleye daha tehlikeli bir şekilde gidebiliyorsunuz.

Yukarıda görselde ise Galatasaray’ın topla çıkarken hem iç oyuncularını hem de kanat oyuncularını merkeze attığını bunlar aynı hizalarda olduğu için pas alternatifi oluşturmadığını ve takımın boyunun çok uzadığını görüyoruz. Kanat oyuncuları beklerle eşleşerek onları içe doğru çekiyor, rakip daralıyor ve oynamak istediği oyunu oynama fırsatı yakalıyor. Nzonzi ile stoperlerin buradan top çıkarmak için ne kadar zorlanacağını ve iç oyuncuların top aldığı zaman pas alternatifi bulma konusunda ne kadar sıkıntı çekeceğini tek tek anlatarak uzatmaya gerek yok sanırım. Topla penetre edebilen Ömer’in burada fark yaratmasının en temel sebebi de bu aslında. Pas oyunu oynamaya müsait isimler pas opsiyonu bulamadığı için zor paslar deneyip hata yaparken topu alıp sürebilen bir oyuncu fark yaratıyor.

3-5-2 ve Galatasaray

Geçelim 3-5-2’ye. Bu dizilişte yukarıda bahsettiğim sorunların birçoğunun otomatik olarak çözüldüğünü söyleyebiliriz. Beklerin oyun ritmi konusundaki eksikliği ve stoper sayısının sıkıntısı sebebiyle bu oyunu uzun vadeye yaymak adına bir takım problemler olacaktır. Ömer ve Şener gibi isimlerin kadroda kendisine yer bulması gerekiyor. Peki 4-3-3’te yaşanan problemler nasıl çözülüyor? Galatasaray 3-5-2’de nasıl diziliyor?

Görüldüğü gibi kanatları tek oyuncu paylaşmış durumda ve bu oyuncular sahadaki sistem gereği daha önde pozisyon alıyorlar. Aynı şekilde takımdaki boşluk sayısı azalmış durumda. Seri ve Nzonzi çift pivot olarak rol alıyorlar. Dolayısıyla Galatasaray top çıkarırken merkezde 5 tane oyuncu alternatifi oluyor. Bu da takımın baskıdan daha rahat geçmesini sağlıyor. Paris maçında bunu net bir şekilde görmüştük zaten. Yine aynı şekilde ön alanda iki tane hareketli forvet ile bu sistemi optimum seviyede oynamak mümkün.

Merkezdeki kalabalık oyunu süpürmek ve rakip takımlara sayısal üstünlük kurmak için çok kritik. Üç tane oyuncu ve forvet oyuncularının katılımıyla beraber burada sayısal üstünlüğü ele geçirmek mümkün. Bunun yanında kanatları tek oyuncu kullandığı için rol paylaşımı doğru yapılmış oluyor ve oyuncular birbirlerinden rol çalmıyorlar.

Galatasaray, 3-5-2’yi Real Madrid maçında bazı aralıklarla çok doğru kullansa da genel olarak tam verimli bir şekilde kullanamadığını gördük. Sahanın belli bölgelerinde sayısal üstünlüğü alması gerekirken bu konuda başarılı olamadı. Maçın ilk yarısında Real Madrid’in daha az topla oynamasına rağmen bu kadar etkili görünmesinin ve rakip kaleye 15 şut çekmesinin altında da bu yatıyordu. Buradaki temel sebep ise Nzonzi’nin stoperlerin arasına çok gömülmesiydi.

Nzonzi zaman zaman çok geride top aldı. Böyle olunca takım kilitlendi. Valverde, Seri üzerinde oynadı. Kroos da Belhanda ile eşleşti ve Casemiro’nun pres yaparken eşleşeceği adam olmadığı için orayı iyi süpürdü. Nzonzi’nin bu geriye yapışık oyunu sebebiyle Galatasaray orta sahada ikiye üç kaldı. Normalde iyi kurgulanmış bir sistemde şu dizilişle beraber Galatasaray’da çift santrforlardan birinin merkeze doğru inerek Galatasaray’ın orada dörde üç üstünlüğü alması gerekirdi. Nzonzi’nin öne çıktığı veya Belhanda’nın Casemiro üzerine oynadığı aralıklarda sarı-kırmızılı ekibin net pozisyonlar bulduğunu gördük.

Bunun bir örneğiyle devam edeyim. Nzonzi öne çıkınca Valverde onu karşılıyor, Casemiro yaklaşan Seri ile eşlemiş, Kroos ise Belhanda’yı tutuyor. Baktığımız zaman üçe üç bir eşleşme görüyoruz. Nzonzi öne doğru sürünce Kroos onu karşılamak için ona doğru gidiyor ve bundan faydalan Belhanda merkezden top istiyor. Sol tarafta ise Mariano’nun yukarıda bahsettiğim şekilde kendini tehdit algılatarak öne çıktığını ve Marcelo’yu üzerine doğru çektiğini görüyoruz. Bu sebeple Ramos ve Marcelo’nun arasındaki mesafe oldukça artmış. Andone de doğru bir koşuyla pası alarak boş bölgeden kaleciyle karşı karşıya kalıyor.

Galatasaray’ın rakibi yenebilecek ortamı yakaladığını fakat taktiksel hatalar sebebiyle bu fırsatı kaçırdığını düşünüyorum. İkinci yarıda dörtlüye geçmek büyük hataydı. Aynı şekilde Hazard’ı çizgi üzerinde topla buluşturmayı çok iyi başaran Real Madrid’in soluna Mariano ile çıkmak da hataydı. Nagatomo’nun sağ kanatta o bölgeyi çok daha iyi savunacağını düşünüyorum. Beli çok hızlı olduğunu için Hazard gibi oyuncular karşısında çok sağlam durabiliyor. Mariano’nun o tarafta olmasıyla Hazard’ın birçok kez Luyindama ile eşleştiğini ve bunu çok etkili kullandığını gördük. Belli dokunuşlar olmadan bu 4-3-3’ün yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı çok fazla yürüyemeyeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla iki dev rakibe karşı da gördük ki 3-5-2 bu takım için ideal bir sistem olabilir.

About Mehmet Köksal

Futbol mu? Sadece bir hobi. İletişim: mehmetkoksal@topsuzoyun.com

Check Also

Maç Analizi | Göztepe 2-2 Fenerbahçe

Süper Lig’in 13.haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Göztepe ile 2-2 berabere kaldı.    Vedat Muriqi’in sakatlıktan yeni ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/