25 Haziran 2019, Salı

Maç Analizi | Galatasaray 3-0 Yeni Malatyaspor

Galatasaray dün gece Yeni Malatyaspor’u, Diagne’nin ikisi penaltıdan olmak attığı üç gol ile geçti. Sarı-kırmızılı ekip dominant bir oyun ortaya koyduğu mücadelede %67 oranında topa sahip oldu ve ceza alanı içinden 18 şut çekti.

Bundan önceki karşılaşmalarda merkez üçlüsünü genelde 1-2 şeklinde dizen Fatih Terim, bu maçta küçük bir değişiklik yaptı ve orta sahayı 2-1 şeklinde çıkardı. Fernando sağda, Belhanda solda başlarken Emre Akbaba onların önünde uç noktaya biraz daha yakın başladı. Peki bu, hafta içi benzer bir kadroyla rakibini yenemeyen Galatasaray’da neleri değiştirdi? Bunun altyapısını daha rahat oluşturmak için sarı-kırmızılı ekibin sene başından beri oyununa çok derine inmeden bakalım.

Galatasaray’ın oyun anlayışını Marcão-Luyindama transferleri öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Başlamadan önce oyuncuların özelliklerine kısaca göz atalım. Marcão’nun bilek hassasiyetinin dünyanın elit stoperleri arasında olduğunu düşünüyorum. Aşağıdaki, ligde oynadığı tüm maçlar sonunda ortaya çıkan (Yeni Malatyaspor maçı hariç) pas haritasına baktığımız zaman oyun kurma konusunda ne kadar kabiliyetli olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz zaten. Luyindama ise bu konuda çok iyi değil, onun ortalamanın biraz üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Fakat onun Marcão’yu tamamlayan bazı özellikleri var. Baskı altında soğukkanlılığını koruyarak topu kaybetmiyor, dripling yeteneği ile top taşıyabiliyor ve oyunu doğru bölgeye yönlendirebiliyor.

Ligin ilk yarısında oyun kurma yetenekleri sınırlı oyuncularla oynarken, orta saha oyuncularının top çıkarmak için geri gelmesi gerekiyordu. Fernando’nun stoperlerin arasına girmesi, Belhanda ve Badou’nun top almak için stoperlere yaklaşmasıyla beraber takımın ağırlık merkezi de geriye doğru geliyordu. İleride topu tutacak bir oyuncu olmadığı için takım hem ileri çıkmakta zorlanıyor hem de orta sahalar geride kaldığı için takımın boyu uzuyordu. Dolayısıyla bu Galatasaray’ın dominant bir oyun ortaya koymasını oldukça zorlaştırıyordu. Yani sezonun büyük kısmında, topla beraber dripling yapan oyuncular sayesinde oldukça hızlı çıkan fakat sete oturduğunda ise rakibini bir türlü kıramayan bir takım izledik.

Peki oyuna yön verebilen stoperler takımda neleri değiştirdi? 

Marcão-Luyindama ikilisiyle beraber Galatasaray artık çok daha baskılı, rakiplerini hapseden bir oyun oynamak zorunda. Yukarıdaki görselde de görüldüğü gibi takım topla çıkarken tamamen kayarak pozisyon alıyor. Oyun sistemi daha çok Belhanda ve Ndiaye’yi yeşil ile işaretlenmiş alanlarda topla buluşturmak üzerinden kurgulanıyor. Sağ tarafta bu oyun çok doğru bir şekilde oynanırken sol tarafta ise oyuncuların teknik kapasitelerindeki yetersizlik sebebiyle aynı verimi sağlamak mümkün olmadı. Bu da sürekli sağ tarafa bağımlı bir takım yarattı. Zaman içerisinde sol taraf üretme konusunda sıkıntı çekerken aynı zamanda bu bölgede ezilen toplar rakiplerin hızlı oyun iştahını kabartmaya başladı. Sarı-kırmızılı ekip iyi bir seri yakalasa da stoper ikilisinden alabileceklerini tam anlamıyla aldığını söylemek oldukça güç.

Topu taşıyan stoperler ile birlikte Galatasaray’ın iç bölgelerde pozisyon almayı bilmeyen ve yaratıcı olmayan bir oyuncuyu sahada tutma lüksü kalmadı. Belhanda ve Ndiaye rakip kaleye yakın oynamaya ve rakibin setleri arasında top almaya başladı. Kaleye yaklaşan Belhanda bu değişime skor olarak reaksiyon verirken Ndiaye ise ciddi bir düşüş yaşadı. Ndiaye ligin ilk yarısında, ikinci bölgenin başlarında ve rakip oyuncuların seyrek olduğu bölgelerde topla buluşurken bu değişimle birlikte daha dar bir alanda topla buluşmaya başladı. Gerek top kontrolü gerek teknik seviye olarak yetersiz kaldığı için bu değişim onun yalpalamasına sebep oldu. Oyun karakterinin bu değişime tam olarak izin vermemesini de başka bir etken olarak sayabiliriz.

Galatasaray’ı Yeni Malatyaspor karşısında farklı kılan neydi?

Maça dönersek, rakibi merkezden daha rahat delen aynı zamanda da kanatları oldukça etkili kullanabilen bir takım izledik. Bunun en temel sebebi oyuncu yerleşimindeki küçük değişikliklerdi. Aynı zamanda Belhanda ve Emre gibi oyuncuların değişen rollerinin de payı büyüktü. Belhanda ve Fernando yan yana pozisyon aldı, Emre ise rakip kaleye yakın oynadı. Bu değişimle Belhanda oyun yönlendirme konusunda resmen dümene geçti, Emre ise ikinci bir santrfor gibi tehdit yaratmaya çalıştı. Emre teknik seviyesi ve oyun görüşü olarak bir 10 numaraya göre yetersiz bir oyuncu. Dolayısıyla bu tarz topu ayağına almadığı rollerde daha etkili oluyor. Emre’nin bu maç yine defans hattının arasına yaptığı koşularla, kanatlara açılmasıyla ve zaman zaman arkadaşlarına duvar olmasıyla iyi iş çıkardığını söyleyebiliriz.

Belhanda’nın sol tarafa geçmesiyle Galatasaray çok daha dengeli bir takım oldu. Galatasaray’ın topla oynamasını 100’e oranlarsak Belhanda tek başına %13,4 top ile oynadı ve bu alanda takımında ilk sırada yer aldı. Daha önceki karşılaşmalarda genelde stoper oyuncuların bu konuda daha önde olduğunu görüyorduk. Sadece bu veri bile Belhanda’nın rolündeki değişimi bize anlatıyor. Peki Galatasaray nasıl dengeli bir takım oldu? Takımı Muslera’dan Diagne’ye farazi bir çizgiyle ortadan ayırdığımızı düşünürsek bir tarafta Marcão-Linnes-Belhanda-Onyekuru diğer tarafta ise Donk-Mariano-Fernando-Feghouli yer alıyor. Yani baktığımız zaman Belhanda’nın sola geçmesi o bölgenin teknik seviyesini artırdı ve takımı sağ tarafın ayağına bakmaktan kurtardı. Sürekli top ezen teknik seviyesi zayıf bölge gitti yerine arkadan Marcão-Belhanda ikilisiyle oyun kuran, Linnes-Onyekuru ikilisinin hareketli oyunu ile sürekli rakip hatlarını zorlayan, zaman zaman Emre’nin desteğiyle sayısal olarak üstünlüğü alan bir yapı ortaya çıktı. Oyuncuların ceza alanında topla buluşma sayılarına baktığımız zaman sağ ve sol iki tarafın da eşit olması bize bazı şeyleri anlatıyor aslında. Aşağıdaki oyunun dağılım yönü ve Belhanda’nın pas grafiğini de buna ekleyebiliriz fakat daha fazla uzatmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Sarı-kırmızılı ekip sezon genelinde kapalı savunmaları açma konusunda sıkıntı yaşadı. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise kanat oyuncularının yerleşimindeki problem. Galatasaray’ın topla çıkarken bekleri genelde ikinci bölgenin sonuna doğru çizgiye basıyor. Fatih Terim her zaman beklerini önde kullandı fakat yapılan bu tercih özellikle bu sene asla rakip takımlar tarafından tehdit olarak algılanmadı. Aşağıdaki yerleşim ile devam edelim.

Galatasaray’ın bekleri tehdit olarak algılanmıyor dedim, bu ne demek? Eğer bek oyuncuları(veya kanat oyuncuları) rakibin savunma hattı hizasında çizgiye basmış olsa bu, rakibe üç seçenek sunar. İlk olarak rakibin bek oyuncuları çizgiye basan oyuncuyu karşılamak için açılabilir bu da rakibin savunma dörtlüsünün arasının açılmasına, takımın enlemesine genişlemesine sebep olur. Yani daha kolay delinebilir bir hale gelir. İkinci olarak ise rakibin önde oynayan kanat oyuncusu çizgiye basan oyuncuyu takip etmek için geriye(ki bu her zaman mümkün olmaz) gelebilir. Bu da rakibin merkezde sayısal olarak eksilmesine sebep olur. Üçüncü seçenek ise rakibin birebir olarak takip etmemesi, bu da uzun ters toplar açısından çizgiye basan oyuncuya büyük avantaj sağlar. Görüldüğü gibi bu durum tüm alternatifler açısından fayda sağlıyor. Galatasaray zaten beklerini önde kullanarak risk alan bir takım fakat bu riskin karşılığının tam anlamıyla alınamadığını düşünüyorum. Bunun da temel sebebi yanlış yerde pozisyon almalarından kaynaklı olarak rakip takımlar tarafından tehdit olarak algılanmaması. Yeni Malatyaspor karşısında ise kanat oyuncuları zaman zaman ise beklerin çizgiye eşleştiği rakip bek hizasında bastığı pozisyonlarda çok daha etkili olduğunu gördük. Birkaç saha içi örnekle devam edelim.

Galatasaray oyun kuruyor, bek oyuncuların rakibin kanat oyuncularının hizasında çizgi üzerinde bekliyor yani rakip tarafından henüz tehdit olarak algılanacak bir pozisyonda yer almıyorlar. Dolayısıyla birbirine çok yakın pozisyon almış bir savunma hattı görüyoruz. Onun haricinde Feghouli ve Emre üst üste pozisyon almış ekstra bir pas alternatifi oluşturmuyor. Fernando’nun kendisine yaklaşan Emre ve kanatta bekleyen Mariano haricinde pas seçeneği yok.

Yukarıdaki görselde başka bir pozisyon ile devam edelim. Galatasaray yine sağdan oyun kuruyor. Rakip bek hizasında çizgiye basan Feghouli, rakibini sürükleyerek öne doğru çıkardı. Pozisyonun devamında oyun ters tarafa döndü.

Ters tarafta ise bu sefer Onyekuru rakip bek oyuncusunun hizasında çizgiye basmış olarak bekliyordu. Görüldüğü gibi Galatasaray’ın kanat oyuncularıyla eşleşen Yeni Malatyaspor bekleri, savunma dörtlüsünü enlemesine genişletti. Emre bu genişleyen savunmada, bek-stoper arasından koşu deniyor. Pozisyonun devamında aşağıdaki görselde görüldüğü gibi Emre çizgiye topla buluşuyor ve bu sefer Linnes savunma hattının arasından koşu deniyor. Özellikle atağın topsuz kısmındaki oyuncular için oldukça kötü bir organizasyon olsa da topun yönlendirmesi açısından çok doğru bir ataktı.

Ataktaki diğer detaylara geçersek, başlangıçta Linnes ve Onyekuru atağın başlangıcında aynı bölgede çakışıyor gibi görünse de Onyekuru hemen içe doğru pozisyon aldı. Emre ve Linnes’in koşuları savunma dengesini bozdu. Son görselde göründüğü gibi Feghouli santrforu ikileyecek şekilde ceza alanına girmesi, Fernando ile Belhanda’nın seken topu toplamak için öne yaklaşması gerekiyordu.

Sayıların çok önemi olmasa da Belhanda’nın tamamen yönlendirici bir role bürünmesinin faydalarını çok kısa sürede gördük. Uzun vadede bu oyun içi rollerin çok daha doğru dağıtılmasına ve bireysel performansların yükselmesine sebep olacaktır. Özellikle bek oyuncuları, Emre ve Diagne’nin oynadıkları oyunu birkaç kademe yukarıya çekeceğini düşünüyorum. Çok uzatmamaya çalıştım yazı hakkında soruları olanlar aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirler.

About Mehmet Köksal

Futbol mu? Sadece bir hobi. İletişim: mehmetkoksal@topsuzoyun.com

Check Also

MİLLİ TAKIM: YENİ RÜZGAR, ESKİ RUH

Türkiye A Milli Futbol Takımı, uzun süredir kalabalık bir gündemin gölgesinde Arnavutluk ve Moldova ile ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/