26 Mart 2019, Salı

MARCO SILVA’NIN EVERTON’I

Everton geçtiğimiz sezona Koeman ile başladı. Sezon öncesi yapılan maliyetli transferlere rağmen mühendislik anlamında çok sıkıntılı gözüken Everton kadrosu, fikstürün başında üst üste güçlü rakiplerle karşılaşınca sezon sıkıntılı başladı. Göze hoş gelen ofansif bir futbol oynatmayı planlayan Koeman, EPL’de bunun o kadar basit olmadığını acı bir tecrübe ile anladı. Takım ilk 9 haftada sadece 2 galibiyet aldı. 9. haftadaki 5-2’lik Arsenal mağlubiyeti Koeman’ın görevden alınması sonucunu doğurdu. Bu olaydan sonra Everton “Big Sam” lakaplı Sam Allardyce ile sezon sonuna kadar anlaştı. Big Sam pragmatist davrandı ve elindeki kadrodan maksimum verim alma yoluna gitti. Bunu yaparken göze hiç hoş gelmeyen ve sıkıcı bir futbol oynattı. Fakat 2017 Kasımı sonundan Aralık sonuna kadar oynadığı 7 maçta mağlup olmadı ve alt sıralardan kurtuldu. Yine de ligin üst sıralarındaki takımlarla oynanan maçlarda problemler devam etti ve ilerleyen süreçte bu ekiplerden sadece Liverpool’dan puan koparılabildi. Bu süreçte Allardyce’ın oyunu ciddi eleştiriler topladı. Çünkü Everton kültürü itibariyle bu futbol anlayışına çok uzaktı ve camia bu oyuna tepkiliydi. Çoğu maçta topu rakibine veren Everton kontra atak ve ani gol fırsatları kovalıyordu. Hatta Burnley maçında iki takım da topu rakibe vermek isteyince maçın 15-20 dakikalık bölümü ne oynandığı belli olmayan bir hale bürünmüştü. Ben de yazımda bu sene Marco Silva ile gelen değişimi özellikle son haftalarda oynanan maçlar üzerinden değerlendirmeye çalışacağım. Çünkü Silva kadroda ciddi değişikliğe gitti, ilk 11’den 5-6 ismi yeni gelen oyunculardan oluşturdu. Bu yüzden de istediği futbola yakın bir anlayışı yeni yeni sahaya yansıttığını söylemek yanlış olmaz.

İlk 11

Marco Silva Leicester maçıyla beraber aşağıda gördüğünüz 11’i kullanmaya başladı. Kale, İngiltere milli takımının da kalesini koruyan genç kaleci Pickford’a emanet. Defans ikilisi Zouma-Keane ile kurulurken beklerde Coleman ve Digne sezonun çoğunda şans bulacak isimler gibi duruyor Gueye’nin yeri garanti diyebiliriz. Son haftalarda ise Gueye’nin yanında Davies yerine Andre Gomes’i görmeye başladık. Forvete Richarlison geçerken Bernard 11’e dahil oldu. Sağ kanat olarak Walcott başlarken, takımın organizatörü ise İzlandalı yıldız Sigurdson. Silva’nın oyuncuları dinlendirme ihtiyacı yahut sakatlık/ceza gibi zaruri durumlar dışında aşağıdaki Everton ilk 11’inde pek değişiklik yapacağını düşünmüyorum. Yine de yedeklerde Mina, Lewin, Cenk, Baines gibi kaliteli isimler sezon boyu zaman zaman forma şansı bulacaktır.

Savunma Anlayışı

Futbolda temel gerçeklerden biri savunmanın en uçta başladığıdır. Marco Silva da son haftalarda savunmayı önden başlatmaya gayret ediyor. Tabi ki bunu yaparken kalabalık bir ön alan presi tercih etmiyor. Daha çok stoperlerin rahat top almasını engelleyip daha sonra pozisyonun gereğine göre rakip yarı sahanın ilk metrelerinde veya kendi yarı sahasında rakibi karşılıyor. Yukarıdaki görselde Everton’ın 4-2-3-1 dizilimi ile sahaya çıktığını görmüştük. Fakat konu prese gelince takım aşağıdaki şemada görülen şekliyle diziliyor.

Peki neden? 4-2-3-1 dizildiğinden ön alan presine kanat oyuncularınızı katarsanız onlara ekstra yük bindirmiş olursunuz. Dolayısıyla onlardan, kendilerine yakın olan stopere baskı yapmasını istersiniz. O zaman da top rakip beke geçtiğinde hızlıca prese devam etmesi gerekir, bu da onları daha fazla yorar. Fakat Silva stoperlere yapılan preste Richarlison ve Sigurdson’u 4-4-2 dizilimi ile beraber kullanıyor ve böylece iki stopere de baskı yapmış oluyor. Ayrıca bu sistemde kanat oyuncuları da beklere gölge pres yaparak daha az yorulmuş oluyor. Zaten Bernard da Walcott da eşleştikleri beki takip etmek konusunda mükemmel performanslar çizen isimler değiller. Bu yüzden onları bu şekilde kullanmanın çok akıllıca olduğunu düşünüyorum.

İkinci olarak yine görselde görüldüğü gibi, rakip 6 numara top almak için stoperlerin arasına geldiğinde Everton’ın 8 numara pozisyonundaki oyuncusu (Davies ya da Gomes) onu takip ediyor ve top çıkarmasını engelliyor. Bu pres uygulandığında rakip ya uzun topla çıkıyor ya da oyunu enine alabildiğine genişletip riskli pas denemeleri ile rakip yarı sahaya geçmeye çalışıyor. Tabi gerideki ayakları kaliteli ola takımlar bu preslerden çıkacak oyun planına sahipler. Fakat Everton ligdeki birçok takıma bu şekilde sıkıntı yaratacak gibi duruyor.

Takım savunmasının en önemli parçalarından biri Gueye. Kendisi Everton kadrosunda o bölgenin vazgeçilmezi. Dinamizmi, çalışkanlığı, top çalma becerisi, orta sahaya getirdiği sertlik ve alan kapatmaları ile takımın en önemli oyuncularından biri. Premier League için nispeten yumuşak sayılabilecek Gomes’in de yavaş yavaş 11’e yerleşmesi ile onun sertliği orta saha için daha da önem kazandı. Everton yerleşik savunma yaptığı zaman beklerin oyun bilgisi ve orta sahada Gueye’nin de etkisi ile çok zaafı olan bir takım gibi durmuyor.

Stoper tandeminde şu an için ideal ikili Keane-Zouma gibi gözüküyor. Ayakları, pozisyon bilgileri ve fizik güçleri iyi olan bu oyuncular yerleşik savunmada gayet iyi iş çıkarıyorlar. Fakat açık alanda oynandığı zaman zaafları ortaya çıkıyor. Keane de Zouma da ilk çıkışlarda yavaş kalıyorlar ve arkalarına sarkan oyuncuları kaleci ile karşı karşıya bırakabiliyorlar. Everton geçen sene de arkaya sarkan oyunculardan dolayı kalesinde çok pozisyon gördü. Mevcut stoperleri düşününce açık alan oyununda bu soruna çözüm bulmak zor duruyor. Zaten dünyada hız, güç ve pozisyon bilgisi en üst düzeyde olan stoperlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum.

(Photo by Plumb Images/ Getty Images)

Orta Saha ve Pas Sistemi

Geçen sene Everton adeta topu sevmeyen ve mümkün olduğunca topa az dokunarak gol atmaya çalışan bir ekip görüntüsündeydi. Topla çok oynadıkları maçlarda da topu efektif kullanmaktan uzaktılar. Marco Silva bu sene bunu büyük anlamda değiştirdi ve olumlu yönde ilerlemeye devam ediyor. Defansın önünde biri güçlü ve top kazanma eğilimi yüksek (Gueye), diğeri de pas yapan ve oyun yönlendiren (Gomes/Davies) ile oynuyor. Böylece iki farklı özellikteki oyuncu birbirini tamamlamış oluyor. Gueye de aslında pasör yönü zayıf bir isim değil. Hatta geçen sene zaman zaman bu konuda fazlasıyla da sorumluluk aldı. Onların önünde ise oyun yönlendirmede becerikli, arkadaşlarına pozisyon hazırlamakta mahir, şutları ve paslarıyla bitiriciliği yüksek bir isim olan Sigurdson oynuyor. Aynı şekilde yönlendirici özelliği olan Bernard da bu ekibe katılınca ortaya pas kalitesi ve bağlantısı yüksek bir ekip çıkıyor. Özellikle rakip ceza sahasına yaklaştığında bu isimlerin yapacağı 2vs1 ya da kuracakları üçgenler rakipler için ciddi tehlikeler arz ediyor. Bunlara ileride değineceğim. Netice olarak şunu söyleyebilirim ki Marco Silva geçen seneye oranla topu daha fazla seven ve efektif olarak kullanan bir takım yaratmaya yolunda büyük bir aşama kaydetti.

Hücum Planları

Everton kadrosu uzun zamandır sahip olmadığı kadar iyi bir hücum dörtlüsüne sahip. Şu anki ideal dörtlü olan Bernard, Sigurdson, Walcott ve Richarlison’un toplam piyasa değeri 110 milyon € üzerinde. Bu oyunculara çok kısaca tek tek değinmek istiyorum. Bernard dar alanda adam geçme becerisine sahip, topa iyi hükmeden ve rakip ceza sahası çevresinde tabiri caizse ortalığı karıştıran bir oyuncu. Walcott, topla ilişkisi çok üst düzeyde olmayan fakat topsuz koşuları çok iyi başaran, sürekli forveti ikileyen ve savunma arkasına koşan bir profilde. Sigurdson oyun yönlendirme konusunda çok üst düzey bir isim. Hücumda gerek öldürücü şutları gerek bitirici pasları ile her an takımına gol veya asist katkısı verecek profilde bir 10 numara. Richarlison da topla ilişkisi kuvvetli, adam geçme becerisi yüksek ve hücum yönü çok güçlü bir isim.

Gördüğünüz gibi Everton’ın kanatlarında biri topla biri de topsuz oyunda daha iyi olan iki farklı özellikte hücum oyuncusu oynuyor. Bunları sürekli besleyebilecek bir 10 numara ve tekniği üst düzey bir forvet ile birleştirince ortaya tehlikeli bir ekip çıkıyor. Richarlison klasik bir 9 numara değil. Zaten Silva da onu bu şekilde kullanmıyor. Elinde 9 numara pozisyonu için olan adaylar (Cenk, Lewin) de bu pozisyonu rahatlıkla teslim edebileceği bir durumda değiller.

Everton’ın mevcut kadrosu hızlı ataklara da uygun bir profilde. Walcott ve Richarlison gerek toplu gerekse topsuz koşular ile kontra ataklarda rakip savunmayı delebilecek güçteler. Sigurdson ve Bernard gibi iki yönlendirici de onları besleyebilen ve topu hızlıca tehlikeli bölgeye geçirebilen isimler. Bu hızlı ataklarda ilerideki isimler çoğunlukla çapraz koşular ile yer değiştiriyor ve rakip savunmanın dengesini bozuyorlar. Buna örnek olarak aşağıda bir şema görebilirsiniz

Şemada belli olduğu gibi Walcott 10 numara, Sigurdson forvet ve Richarlison da sağ kanat bölgesine geçmiş. Bunun gibi yer değiştirmeleri maç içinde birçok kez görebilirsiniz.

Diğer bir konu olarak da set hücumlarından bahsetmek istiyorum. Aslında set hücumlarında da yukarıdaki gibi yer değiştirmeler sıkça görülüyor. Fakat benim için asıl önemli olan konu Everton’ın kalabalık şekilde rakip ceza sahası çevresine kümelenmesi. Çünkü geçen sene savunma güvenliğine verilen önem dolayısıyla ileriye kalabalık çıkmayan bir Everton görüyorduk. Bu sene ise pas ritminin tutulmasıyla kalabalık hücum edip rakip yarı sahaya yerleşen bir ekip izliyoruz. Ben Andre Gomes’in transfer edilmesini, bu sistemde pas akışkanlığını sağlamak istemesine bağlıyorum. Gomes EPL için yeterli sertlik ve tempoda olmasa da bence Marco Silva, Gueye’nin dinamizmi ve Gomes’in akışkanlığından bir sentez yapma amacında. Kalabalık yapılan hücumlara örnek olması açısından Everton’ın Leicester City’e karşı bulduğu ilk golün şemasına bakabiliriz.

Odak noktam rakip olmadığı için bu şemada rakip oyunculara yer vermedim. Görüldüğü gibi 8 oyuncu ceza sahası içi ve çevresine kümelenmiş. Beklerin de bu bölgede pozisyon alması hücumcu anlayış açısından çok önemli. Bu pozisyon gol olmasa da dönen toplar toplanarak kısa sürede atak tazelemesi yapılabilir.

Burada beklere de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Coleman sakatlık yaşamadığı sürece bana göre İngiltere’deki en üst düzey birkaç bekten biridir. Digne de altyapısı çok sağlam olan ve topla ilişkisi kuvvetli bir oyuncu. Coleman, önünde Walcott ile beraber oynuyor. Walcott’un forveti ikileyen ve savunma arkası koşular yapan bir isim olduğunu söylemiştim. Onun açtığı boşluklara Coleman maç boyu koşular yapıyor ve birçok kez de çizgiye inme fırsatı buluyor. Tekniği üst düzeyde olduğu için bu pozisyonlarda topu içeri rastgele çevirmek yerine hedefe gönderiyor. Bu sene Coleman’ın bu sistemde çok ciddi faydalar sağlayacağını düşünüyorum. Digne de teknik ve zeki bir bek. Bernard ile oynayınca o da ikili oyunlarda başarı sağlıyor ve onun açtığı alanları değerlendiriyor. Zaman zaman da Alaba ve Marcos Alonso’dan bildiğimiz gibi kanat oyuncusu çizgiye geçerken Digne adeta bir hücum oyuncusu gibi half-space’den ceza sahası içine koşular yapıyor. Bu sebeplerden dolayı Silva’nın bekler konusunda çok memnun olduğunu düşünüyorum.

Sonuç

Everton geçen seneden çok farklı. 11’e yapılan yerinde hamleler ve doğru teknik adam seçimi ile Moyes zamanındaki gibi üst sıraları zorlayan, ligin kaliteli ekiplerine puan kaybı yaşatan, içeride kolay kolay teslim olmayan bir ekip yaratma yolunda önemli adımlar atıldı. Marco Silva oyunu zevkli hale getiren ve oyunculardan verim almasını bilen bir teknik adam. Elinde kaliteli bir kadro ve performanslarını bir seviye üste çekebileceği genç oyuncular var. Şu an oynattığı futbol umut veriyor. Ligin ikinci yarısında daha oturmuş bir takım izleyeceğimizi düşünüyorum. Bu sene Everton maçları en azından seyir zevki vadediyor desek yanlış olmaz.

About Enes Ekincioğlu

Futbolu ana kucağından beri izler, yürümeye başladığından beri oynar, dili döndüğünden beri konuşur... İletişim: enesekincioglu@topsuzoyun.com

Check Also

MUHTEMEL G.O.A.T. | ZION WILLIAMSON

Zion Williamson. 2.01 boyunda, 129 kilo ve daha 18 yaşında. Müthiş bir fiziğe müthiş bir ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/