25 Haziran 2019, Salı

MERKEZ İSTASYON | JORGINHO

İtalya, futbol tarihi boyunca kültürü ve coğrafyasındaki futbolun gelişimi sayesinde Regista yetiştirme hususunda son derece hassas olmuştur. Verrou sisteminden etkilenip Vianetto’yla tanışan İtalya, topun oyundaki en değerli unsur olduğunu ve topu kaybettiklerinde geri kazanmak için ekstra efor sarfettiklerini kavramıştı. Haliyle bu defans hattının önünde topu kurnaz bir şekilde kullanabilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyuluyordu. Tarihteki ilk “defans hattının önündeki yetenekli ayak” Manchester United ile iki şampiyonluk yaşamış olan (1908-1911) Charlie Roberts’tır.

Futbolun güreş, çamur ve sadece gol atmaktan ibaret olduğu yıllarda kullanılan 2-3-5 dizilişinde orta üçlünün merkezinde görev alıp, gerek kısa gerekse uzun ve isabetli pas atabilen Roberts, dönemin en yetenekli oyuncuları arasında gösteriliyordu. Fakat daha sonra futbolun artık sadece futbol olmadığının anlaşılıp dizilişlere ve rollere kafa yorulduğu dönemlerde daha yetenekli ayaklar türedi. Bu yetenekli orta saha oyuncularının arasında Helenio Herrera döneminde Barcelona’dan Inter’e transfer olarak döneminin en pahalı oyuncusu unvanını alan Luis Suarez de vardı. Dönemin yenilmez Inter’inde merkez orta sahanın önemi diğer bölgelerden o kadar farklıydı ki Herrera takıma bu alanda maksimum 3 pas kuralını getirmişti.

Ayrıca, “Hücuma çıkarken 3 pastan sonraki her pas gereksizdir ve topu kaptırdığımızda gol yememizin ana faktörüdür.” sözleriyle de bu kuralı pekiştirmişti Herrera.

Paslaşma ve alan yaratma

Jorge Luiz Frello Filho ya da dünyanın bildiği isimle Jorginho, kariyerine Hellas Verona ile başladı. Kiralık olarak kısa bir AC Sambonifacese tecrübesi yaşadıktan sonra Verona’ya geri dönüp Serie B’de 4 Eylül 2001 tarihindeki Sassuolo maçıyla profesyonel anlamda forma şansı yakaladı. İlk maçına çıkıp 16 dakika oyunda kaldıktan kısa bir süre sonra aynı formayı 2014 yılına kadar kimseye kaptırmadı ve Verona’nın Serie A’ya çıkmasında önemli rol oynadı.

Bu genç yetenek Benitez’in dikkatini çekti ve dünya futbolunda daha etkin olacağı Napoli’ye 9.500.000 Euro bedelle transfer oldu. Yeni takımında, Hellas Verona’da alıştığı 4-3-3 sistemi değil de Benitez’in gözdesi olan 4-2-3-1 ile vasat performanslar çizen Jorginho, yakından tanıdığımız Gökhan İnler ve Dzemaili ile forma savaşı verir hatta zaman zaman bu iki ismin gölgesinde kalır. Valon Behrami’nin de rotasyona girdiğini varsayarsak, Jorginho yeteneklerini gösterebilecek ne zamanı ne de müsait ortamı yakalayamadı diyebiliriz.

Merkez orta sahayı paylaşmak zorunda kaldığı 4-2-3-1 dizilişinde -ki özellikle MOS’u paylaşmayı sevmeyen bir oyuncu olduğunu söylersek- bekleneni veremeyen Jorginho için de Napoli günleri beklediği gibi geçmiyordu. Nitekim bu uyumsuzluk skorlara da yansıyordu ve anlam verilemeyen bir şekilde Benitez, 112 maçta yakaladığı 1.87 puan ortalamasıyla Real Madrid’in yolunu tutuyordu.

Napoli tarihinde 1.87 puan ortalaması, 1989 yılında görevden ayrılan Ottavio Bianchi’den sonra -1.99- bir rekordu fakat yeni yapılanma ve beraberinde alınan 107.000.000 Euro’luk transferler beklentiyi yukarılara çekmişti. Benitez’in ayrılmasıyla daha önce büyük kulüp çalıştırmamış ve adı duyulmamış bir teknik adamla anlaşıldı. Jorginho’nun maharetleri de bu adı duyulmamış fakat bugünlerde dünyanın zirvesinde yer alan Maurizzio Sarri ile ortaya çıkacaktı. Benitez’in Napoli’de uyguladığı gibi Sarri’nin de favorisi 4-2-3-1’di fakat Empoli’de etkili kanat oyuncularının olmayışı üstüne üstlük orta saha oyuncularının zenginliğiyle 4-3-2-1 hocaya daha mantıklı görünüyordu.

İlk üç lig maçına bu dizilişle çıkan Sarri toplamda aldığı iki puanla birlikte başta Maradona tarafından olmak üzere eleştirilerden de kaçamıyordu. Empoli’de bu dizilişte harikalar yaratan Mirko Valdifiori’nin Napoli’deki yetersizliği ve ileri hattın uyumsuzluğu dikkatlerden kaçmıyordu. Dördüncü haftada Lazio karşısında 4-3-3 dizilişiyle çıkıp 5-0’lık bir galibiyet elde eden Napoli’de, Valdifiori’nin formasını kapan Jorginho 90 dakika sahada kalarak yıldızlaşıyordu. Sarri-Jorginho işbirliği Lazio maçındaki % 64 topa sahip olma oranıyla gelecekteki pas oyununun ve topa hakim olma anlayışının tohumlarını atıyordu. Haftalar ilerledikçe güzelleşen bu oyun Juventus’un hakimiyetine son vermedi belki fakat Napoli, 91 puan alarak Torino ekibini şampiyon olması için 26 maçta 25 galibiyet çıkarmasına zorladı.

“Stoke City deplasmanında da aynı performansı sürdürebilir mi?”

Dünyada yıldızlaşan oyuncular İngiltere’de “Gelsin bir de Stoke City’nin deplasmanında oynasın.” kıyasıyla karşılaşır. Bu sözdeki Stoke City, İngiltere’nin puslu havasını, zor zeminlerini ve fiziksel olarak tepelerde olmasını sembolize ediyordu.

Sene başında Jorginho ve Sarri’nin isimleri birçok kulüple anıldı. Jorginho’yu kadrosuna katmak isteyen kulüplerin başında Guardiola’nın çalıştırdığı ve geçtiğimiz sezonu büyük bir puan farkıyla şampiyon kapatan Manchester City vardı. Pep Guardiola’nın Jorginho’yu istemesi tabi ki tesadüf değildi, yaşı ilerleyen Fernandinho’nun yerine düşündüğü Jorginho’yu oynayacağı 4-3-3 dizilişinde kullanmak, pas oyunu adına mükemmele yakın bir tercih gibi görünüyordu. Fakat Guardiola’nın planını bozmayı başaran Chelsea, Sarri ile anlaşıp bu kozu kullanarak Jorginho’yu kadrosuna kattı.

Çetin Premiere League şartlarında nasıl bir performans göstereceği merakla beklenen Jorginho için hayat bugünlerde güzel geçiyor. Sekiz maçta yenilgi yüzü görmeyen Chelsea, Man City ve Liverpool ile ligin zirvesinde puan eşitliği sağlamış durumda. Chelsea 8. hafta itibariyle ligde maç başına 631 isabetli pasla bu alanda liderliği sadece 2 farkla -633- Man. City’ye kaptırdı. 

Guardiola’nın olduğu bir ligde bu alanda zirveyi tehdit etmek Sarri-Jorginho işbirliği dışında bir hayal olabilirdi. Chelsea, pas isabet oranında da Man City’nin -%89.8- arkasında %88.2 ile ikinciliği yakaladı. Jorginho ise bu pas oyununda Chelsea’nin sahadaki istasyonu olarak görev alıyor. Geçtiğimiz hafta oynanan Southampton maçında 575 isabetli pas ile sezon ortalamasının altında kalan Chelsea’de, 100 defa topla buluşan Jorginho’nun Hazard’dan bile fazla topla buluşması takım içindeki önemine güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Southampton karşısında 575 isabetli pas istatistiğinde, beklenildiği gibi sahanın en çok topla buluşan ve isabetli pas yapan oyuncusu konumundaydı.

  (Jorginho’nun Southampton Maçındaki Pas Aksiyonları)

Defans hattının hemen önünde olmasına rağmen Sarri tarafından kendisine inisiyatif kullanma hakkı tanınan Jorginho, uzun mesafeli isabetli paslarıyla da rakip için bir tehdit unsuru. Alanı genişletme konusunda dünyanın zirvesinde bulunan Man. City ile Chelsea, pas ve topa hakimiyet konusunda da takıntılı durumdalar. Jorginho, 8. hafta itibariyle Premiere League’de maç başına 106.6 pas ortalamasıyla zirvede yer alıyor ve en yakın takipçisi Laporte’un istatistiği ise 92.5.

Guardiola’nın kendisini istemesi tesadüf değildi çünkü maç başına pas istatistiğinde ilk 3’te Jorginho, Laporte ve yine Man. City’de forma giyen Kyle Walker bulunuyor. Bu alanda ilk 10’da 6 adet savunma oyuncusu olması Jorginho’nun istatistiğinin ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Ligin dibinde yer alan Cardiff City ile Newcastle United’ın maç başına başarılı pas ortalaması sırasıyla 168 ve 192, Jorginho ise tek başına 106.6 isabet tutturmuş durumda.

Jorginho ile nasıl bir uyum sağlayacağı merak konusu olan Kante ileri hatta kendisine daha çok yer bulmaya başladı. Kovacic’in %94.3’lük pas isabet oranıyla tamamladığı bu orta üçlü şimdilik başarılı bir grafik çiziyor. Fakat pas oyununun da bir önlemi olduğunu düşünürsek Chelsea, Jorginho’nun hücum yönlendirdiği bir setlerine alternatif bir plan bulmak zorunda gibi. Jorginho’nun takımı için hücumlarda bir istasyon olması maç bazında diziliş ve sistem değiştirme konusunda dünya futbolunun en interaktif ligi olan Premiere League’de önlenebilir bir yöntem gibi. 1-1 biten Liverpool maçında Firmino’nun maç içinde gölge baskısıyla karşılaşan Jorginho kendi pas ortalamalarının altında kaldı.

(Firmino’nun Jorginho’ya karşı baskısı ve karışılıklı ısı haritaları -Sol Jorginho-)

Chelsea ise 1-1’le yetinmekle kalmayıp direkt futbol oynayan Liverpool’dan bile az pas yapabildi. Sezonun gelecek haftalarında Guardiola ve Sarri’nin başını çektiği alan açma/daraltma ve pas oyununun en büyük panzehiri olan Jürgen Klopp ve Mauricio Pochettino’nun direkt futbol anlayışıyla bizleri nelerin bekliyor olacağını göreceğiz.

KONUK YAZAR: EYÜP KÖK

About topsuzoyun.com

Check Also

MİLLİ TAKIM: YENİ RÜZGAR, ESKİ RUH

Türkiye A Milli Futbol Takımı, uzun süredir kalabalık bir gündemin gölgesinde Arnavutluk ve Moldova ile ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/