8 Nisan 2020, Çarşamba

Mourinho & Tottenham Birlikteliği ve West Ham Karşılaşması

Pochettino ile kendi Premier League tarihlerinin en istikrarlı ve başarılı dönemlerini geçiren Tottenham Hotspur’da ani bir kararla Pochettino ile yollar ayrıldı ve yerine Jose Mourinho getirildi.  Alınan başarısız sonuçlar ve yaşanan bazı takım içi sorunlar Pochettino için işlerin oldukça kötü gitmesine neden oluyordu ancak değindiğim gibi geçen 5 buçuk sene zarfında yaşanan istikrarlı yükselişi göz önünde bulundurunca birçoğu için Arjantinli teknik adamın görevine son verilmesi yine de çok büyük bir sürprizdi. Dış basın kaynaklı bazı haberlere göre ise bu ayrılığın en büyük sebepleri olarak hocanın soyunma odasındaki hakimiyetini ve olumlu atmosferi yitirme süreci gösteriliyor. Pochettino ile yollar ayrılır ayrılmaz Jose Mourinho ile anlaşılması da yönetimin bu süreçten memnun olunmadığı ve bir arayışa gidildiğinin kanıtı aslında.

Mourinho’nun da İngiltere içinde bir iş arayışı içinde olduğu uzun süredir dillendiriliyordu. Kuzey Londra’nın kırmızı tarafında Emery’nin performansı, özellikle skoru aldığı maçlarda verdiği yanlış reaksiyonlardan kaynaklı olmak üzere, büyük tepki çekmeye başlamıştı ve Mourinho söylentileri ortaya atılmıştı. 20 Kasım sabahı ise Mourinho, Spurs ile resmi anlaşmaya imza attı ve bütün söylentileri ortadan kaldırmış oldu. Manchester United ve ikinci Chelsea dönemlerinin özellikle sonlarını ele alırsak tecrübeli teknik adamın kariyeri önemli bir düşüşteydi ve Jose yeniden zirveye çıkmak istediğini bizzat vurguluyordu.

 

 

 

Tottenham ise kendini yeniden kanıtlaması açısından iki taraf için de adeta bir biçilmiş kaftan. Önce soyunma odasındaki üstünlüğü tekrardan kazanması, ardından da hem Şampiyonlar Ligi’nde hem de yerel ligde mümkün olan en az kayıpla ilerlemek zorunda. Portekizli teknik adamın gelmesiyle soyunma odasında yakalanacak olan yeni havayla belki de Eriksen, Alderweireld gibi oyuncuların takımda kalması hedeflenebilir. Çünkü Tottenham’ın başkanı Daniel Levy, “cimriliğiyle” ün salmış bir isim ve en azından ocak ayında önemli bir harcama yapması beklenmiyor. Tabi ki Mourinho ile bu konuyu aralarında görüşmüşlerdir ancak ikilinin karakteristiklerindeki bu tezatlık Tottenham & Mourinho birlikteliğinin uzun vadedeki en büyük sorunu olacak gibi duruyor. Tottenham akademisine fazlasıyla güvenen ve diğer rakiplerine kıyasla çok az transfer harcaması yapan bir kulüpken Mourinho ise tamamen başarı kazanmaya odaklı ve bu yolda kadrosuna büyük yatırımlar yapılmasını bekleyen bir profile sahip. Ama yukarıda da değindiğim gibi Mourinho kariyerini yükselişe geçirmek için bir arayış içinde ve muhakkak ki bunun için bazı alışkanlıklarını değiştirmek zorunda. Zaten ilk basın toplantısında Tottenham’ın genç oyuncularına ve akademisine atıfta bulunması da bunu doğrular nitelikte.

Saha içine gelmeden önce, deneyimli teknik adamın değişime ihtiyaç duyduğu bir diğer nokta ise oyuncu iletişimi. Chelsea’deki ikinci döneminde de Manchester United döneminde de işleri kötüye götüren nokta buydu. Mevcut oyuncu jenerasyonunu düşünürsek, daha uzlaşmacı ve oyuncu dostu bir kişilik takınması kısa vadede takımdan ayrılmak isteyen oyuncuların ikna edilmesini de sağlayabilir.

 West Ham Karşılaşması   

Mourinho, bu sezon Pochettino’nun da sıklıkla tercih ettiği 4-2-3-1 formasyonuyla sahaya çıksa da bazı oyuncu tercihleriyle yeni takımındaki ilk dokunuşlarını gerçekleştirmiş oldu.

Mourinho yeni takımıyla birlikte ilk maçına ayağının tozuyla West Ham karşısında çıktı.  Özellikle Manchester United’da kullandığı organizasyona çok benzer bir şekilde çıktı sahaya Jose Mourinho. Klasik bir 4-2-3-1 şeklinde dizildiler. Aynı diziliş Pochettino tarafından da kullanıyordu ancak Mourinho’nun düzeni oyuncu tercihlerinin de etkisiyle birçok farklılığı beraberinde getirdi. Kadroda ilk göze çarpan nokta Eric Dier’ın yeniden takıma monte edilmesi. Mourinho’nu savunma önünde top kazanma becerisi yüksek olan, fiziksel açıdan kuvvetli ve defansif olarak pozisyon bilgisi yüksek oyuncuları kullanmayı sevdiğini zaten her takımında görüyorduk. Pochettino yönetiminde uzun süredir ilk 11’de tercih edilmese de, bu profile oldukça uygun özelliklere sahip Dier tekrardan şans buldu.

Kadro tercihinde öne çıkan bir diğer nokta da ileri üçlünün kurgusuydu. Pochettino’nun da 4-2-3-1’i sıklıkla kullandığından bahsetmiştim ama o düzende genellikle ileri üçlünün sağında Eriksen’i, gerektiğinde merkeze yakınlaşan tamamlayıcı bir rolde gerektiğinde de rakip sahaya yerleştikten sonraki kuruluma sağ kenardan içeri kat ederek katılırken görüyorduk. Mourinho ise hızlı geçiş hücumlarını tercih eden biri olduğu için ileri üçlüyü Son-Alli-Lucas şeklinde kurdu. İleri uçta ise her zaman olduğu gibi Kane’e yer verdi. Henüz ilk maç üzerinden değerlendirmek için çok erken olsa da, şahsen Kane’in Pochettino dönemindeki gibi geriye gelerek pas istasyonu görevini görmesinden ziyade, çoğunlukla ceza sahası çevresinde bulunarak etkin bir rolde olmasını bekliyordum. Kadroyu gördükten sonraki beklentim Tottenham’ın Son-Lucas ikilisi üzerinden geçiş fırsatları kovalaması ve Kane’in de merkezde gol araması üzerineydi. Ama beklentimin aksine maçın kimi anlarında Kane’in geriye açılarak topla buluştuğunu, bu olduğunda Spurs’un ileride Son-Dele-Lucas ile savunma arkasına kaçarak gol aradığını daha net bir şekilde gördük. Tabi noktada skor farkı açılana kadar West Ham’ın topa sahip olmak gibi bir amacının olmadığını da dikkate almak gerek.

*İlk golün geldiği bu pozisyonda, forvet arkası pozisyonda oynayan ve maçın en etkili isimlerinden biri olmayı başaran Dele Alli topla buluşuyor ve Tottenham’ın kenar oyuncuları Son ve Lucas savunma arkasına sarkıyor. Kane ise yukarıda bahsettiğim gibi biraz daha geride konumlanmış durumda. Ayrıca golün asistini yapan Dele Alli de profili itibariyle Mourinho döneminde sıçrama yapmaya en yatkın isimlerin başında geliyor.*    

Tottenham beklerinin sözellikle savunmada aksadığını fark eden Mourinho, top rakibe geçtiği anlarda beklerini geride tuttu ve dörtlü bir hatla karşıladı West Ham’ı.

Pochettino döneminden sonra acilen değişikliğe gidilen bir diğer nokta da beklerin kullanılma biçimi. Rose yerine Davies başladı maça ama asıl farklılık iki bekin de konumlanmasında karşımıza çıktı. Tottenham’ın bu sezon yediği gollerin büyük kısmının beklerin arkasına atılan toplardan ve savunma arkasına kaçan oyunculardan geldiğinin bilincinde olan Mourinho, çözümü rakibi karşılarken bekleri daha geride tutmakta buldu. Aurier nadiren de olsa ataklara katıldı ama Ben Davies mevkisini neredeyse hiç terk etmedi. Bu uygulamanın en azından kısa sürede çözüm getireceğini söyleyebiliriz. Hatta ilerleyen dönemde Juan Foyth’u da bu rolde görmemiz mümkün.

 

*Maçın genelinde rakibi dörtlü bir hat olarak karşılamayı çok iyi başardı Spurs, Aurier zaman zaman hücuma katılsa da özellikle Ben Davies mevkisini neredeyse hiç terk etmedi ve topu kaybettiklerinde de rakiplerini dörtlü bir hatla ve hemen önlerinde ikili pivot rolündeki Dier-Winks ikilisi ile karşıladılar. Topa sahip olduklarında ve Aurier’in atağa katıldığında geride Sanchez-Alderweireld-Davies’ten oluşan bir üçlü hatla beklediler*

Skor üstünlüğünü alana kadar Tottenham rakip yarı sahada tempo kurarak ve hızlı kenar oyuncularını savunma arkasına kaçırmaya çalışarak gole gitmeye çalıştı ve başarılı da oldu. Skor farkı 3-0 olana kadar da oyunun ve topun kontrolü çoğunlukla Tottenham tarafındaydı. Ama sonraki süreç bazı sıkıntıların var olduğunu tekrar gösterdi. Yukarıda da değindiğim gibi bekler konusunda önlem alınsa da arkaya atılan uzun toplarda yine bazı sorunlar yaşadılar.

 

 

 

 

*Bekleri kullanma biçimi savuna yukarıda bahsettiğim sorunu çok büyük oranda çözdü ama 25. dakikadaki bu pozisyonda  Noble’ın attığı uzun topta Felipe Anderson’la tehlike yaratmayı başardı Pellegrini’nin ekibi. Aurier’in de önde yakalandığını görüyoruz.*

Mourinho’lu Spurs 3-0 gibi çok net bir skoru almayı başardı ama bundan sonraki süreçte kimi eksikler tekrar göze çarptı.

Skor üstünlüğünü aldıktan sonra oyunun kontrolünü kaybetti Tottenham. West Ham’da oyuna sonradan giren Antonio büyük bir hareketlilik getirdi ve onun üzerinden de skoru buldular. Ayrıca Spurs, hem 3. golde hem de Declan Rice’ın iptal edilen golünde duran top savunması konusunda da sıkıntılarının devam ettiğini gösterdi. 3-0 gibi net bir skor aldıktan sonra topun kontrolünün rakibe bırakılması oldukça doğal, ki söz konusu Mourinho takımı olunca çok daha normal karşılanır ama oyunun kontrolünün de yitirilmesi bu seviyedeki takımlar için büyük eksiklik. Ama Mourinho gibi defansif disiplini son seviyede olan bir hocayla birlikte bu sorunlar mutlaka zamanla aşılacaktır.

 Sözün özü, Mourinho & Tottenham birlikteliği her ne kadar iki zıt kutbu bir araya getirmiş gibi görünse de heyecan uyandırmayı başarıyor. The Special One’ın yeniden zirveye tırmanma çabası ve bunu Tottenham gibi kupa kazanma alışkanlığı olmayan bir takımla yapmaya çalışacak olması bile başlı başına bir meydan okumayı ve hikayeyi beraberinde getiriyor.

About Osman Can Erkut

Check Also

Maç Analizi | Göztepe 2-2 Fenerbahçe

Süper Lig’in 13.haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Göztepe ile 2-2 berabere kaldı.    Vedat Muriqi’in sakatlıktan yeni ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/