18 Ekim 2019, Cuma

Top 10 | Milli Takımda Yükselenler

Uluslararası arena oyuncuların kendileri göstermeleri için çok önemli bir fırsat doğurur. Milli takımda kendini göstererek transfer yapmış top 10 oyuncuyu listeledik.

10. El Hadji Diouf – Senegal

1981 doğumlu Senegalli yıldız profesyonel kariyerine 17 yaşında Fransa’nın Sochaux takımında başladı. Fransız ekibinde istediği süreyi alamayan genç futbolcu ertesi sene Rennes takımına transfer oldu. Burada yeterli süre almasına karşın kendisinden beklenen performansı veremeyen genç oyuncu 1999-00 sezonunda Lens’in yolunu tuttu. Lens formasıyla genç yaşına rağmen 54 maçta 18 golle etkili bir performans ortaya koyarak Senegal milli takımının 2002 Afrika Uluslar Kupası ve Dünya Kupası kadrolarında kendine yer buldu. Senegal milli takımıyla 2002 Afrika Uluslar Kupası’nda final oynayan Diouf tek golünü çeyrek finalde Kongo’ya attı, final maçında Kamerun karşısında penaltılara giden maçta ise penaltı kaçırdı. Senegal milli takımının tarihinin en başarılı performansını yaşadığı 2002 Dünya Kupası’nda çeyrek finale çıkan takımla herkesin dikkatini çeken Diouf golle buluşamasa da oynadığı futbolla 2002 Dünya Kupası All-Star takımında kendisine yer buldu. 2002 Dünya Kupası’nda sergilediği performansla büyük kulüplerin radarına giren Senegalli futbolcu 2002-03 sezonu kariyer zirvesini yapacağı Liverpool’a imza attı.

9. Asamoah Gyan – Gana

Profesyonel kariyerine 17 yaşında Gana’nın Liberty takımında başlayan Asamoah Gyan, gösterdiği etkileyici performansla Udinese gözlemcilerinin ağına takıldı. 5 yıl bağlı kaldığı fakat 2 senesini Modena takımında kiralık geçirdiği Udinese kulübünde özellikle Fabio Quagliarella ile birlikte oynadığı dönemde başarılı bir performans ortaya koyan Gyan, Temmuz 2008’de 8 milyon Euro karşılığında  Rennes kulübüne transfer olarak Fransa’nın yolunu tuttu. Gyan ayrıca 2006 Dünya Kupası’nda ülkesinin milli takımının Dünya Kupalarındaki ilk golünü atarak tarihe geçti. 2010 yılındaki Afrika Uluslar Kupası’nda Gana milli takımının attığı 4 golün 3’ünde imzası bulunan Gyan, asıl patlamasını 2010 Dünya Kupası’nda yaptı. Gana’nın çeyrek finale kadar yükseldiği turnuvada önce grup aşamasında Sırbistan ve Avustralya’ya attığı gollerle 4 puan toplayarak takımının gruptan çıkmasını sağladı, sonra son 16 turunda uzatmaya giden maçta Amerika Birleşik Devletleri karşısında takımını çeyrek finale götüren golü attı. Bu performansıyla dikkatleri üzerine çeken golcü futbolcu, turnuva bitiminde 13 milyon pound karşılığında Sunderland kulübü adına rekor bir ücrete  Premier Lig’in yolunu tuttu.

8. Fabio Grosso – İtalya

Daha 18’inde kariyerine İtalya’da Renato Curi takımında başlayan Grosso kanat forvet olarak iyi performans gösterdi. 3 yıl burada oynadıktan sonra Chieti’ye transfer olan Grosso 2001 yılında Serie A ekiplerinden Perugia’nın dikkatini çekmeyi başardı. Burada kariyeri boyunca oynayacağı sol bek mevkisine çekilen Grosso, bir türlü istenilen performansı veremedi ve Ocak 2004’te Serie B ekiplerinden Palermo’ya transfer oldu. İlk 6 ayda Sicilya kulübüyle Serie B şampiyonluğu yaşayan Grosso, yükseldikleri Serie A’da ise ilk sezonu 6. sırada bitirerek çok başarılı bir sezonu geride bıraktı ve takımıyla UEFA Kupasına katılmaya hak kazandı. 2004-05 ve 2005-06 sezonlarında oynadığı futbolla İtalya milli takımı teknik patronu Marcelo Lippi’nin dikkatini çekerek ismini 2006 Dünya Kupası kadrosuna yazdırdı. Dünya Kupası’nın son 16 turunda Avustralya karşısında 40 dakika boyunca 10 kişi oynayan İtalyanlar, Grosso’nun 90+5’te kazandırdığı penaltıyla adını Çeyrek Final’e yazdırdı. Çeyrek Final’de Ukrayna’yı rahat geçen Grosso ve arkadaşları, Yarı Final’de Almanya ile karşılaştı. Belki de tarihin en heyecanlı maçlarından biri olan o maçta İtalya, uzatmaların 119. dakikasında Grosso’nun harika golüyle finale yürüdü. Final maçında Fransa karşısında penaltılarla kupaya uzanan İtalya’da, zaferi getiren penaltıyı yine Grosso atıyordu. Başarılı oyuncu, bu muhteşem performansının ardından turnuva biter bitmez takas + 5 milyon Euro karşılığında İtalyan devi İnter’e transfer oldu.

7. Diego Godin – Uruguay

1986 doğumlu Diego Godin kariyerine 17 yaşında Uruguay’ın Cerro kulübünde başladı. Cerro’da 3 yıl boyunca gösterdiği performansla Uruguay’ın güçlü ekiplerinden Nacional takımının radarında girdi. Burada kısa sürede kaptanlık pazubandını koluna takan Godin, 2007’de ülkesi adına Copa America’da mücadele ettikten sonra Avrupa’ya yelken açarak Villareal’in yolunu tuttu. Villareal’deki performansıyla 2010 Dünya Kupası’nda Uruguay kadrosunda kendisine yer buldu. 2010 Dünya Kupası’nın Meksika ve Fransa’lı grup aşamasını gol yemeden birinci sırada tamamlayan Godin ve arkadaşları, eleme maçlarında önce Güney Kore’yi ardından da penaltılarla Gana’yı geçerek Uruguay’ı Yarı Final’e taşıdı. Yarı Final’de Sneijder’li, Robben’li Hollanda karşısında direnemeyen Uruguay turnuvayı dünya dördüncüsü olarak tamamladı. Dünya arenasında sergilediği üstün performans sonrası İspanyol devi Atletico Madrid’in dikkatini çeken Godin, turnuvanın ardından uzun yıllar boyunca başarıyla terleteceği Atletico Madrid formasını sırtına geçirerek milli takım performansının ekmeğini yiyenler arasında kendine yer buldu.

 

6. Claudio Bravo – Şili

Kariyerine ülkesinin Colo-Colo takımında başlayan file bekçisi, 4 sene Şili kulübünün formasını terlettikten sonra Avrupa’ya açılarak Real Sociedad’a imza attı. 8 sene boyunca başarılı bir şekilde Sociedad kalesini koruyan Bravo, 2010 yılında Gimnastic Tarragona karşısında frikikten attığı gol sonrası basında geniş yer buldu. 2007 senesinden beri ülkesinin milli takımının kalesini de koruyan Bravo, özellikle 2010 Dünya Kupası ve çeyrek finale çıktıkları 2011 Copa America turnuvasında yaptığı muazzam kurtarışlarla adını duyurmayı başardı. 2014 Dünya Kupası’nda ise kimsenin şans vermemesine rağmen İspanya’yı saf dışı bırakarak gruptan çıkan Şili, son 16 aşamasında penaltılara kalan maçta Bravo’nun iki penaltıyı kurtarmasına rağmen Brezilya’ya elenerek turnuvaya veda etti. Bu turnuvadaki bütün maçlarda ülkesinin kalesini koruyan Bravo, turnuva sonunda büyük takımların radarına girdi ve Temmuz 2014’te 31 yaşında dünya devi Barcelona’ya imza atarak milli takım performansının meyvesini topladı.

 

5. Javier Hernandez (Chicharito) – Meksika

Profesyonelliğe 18 yaşında Meksika’nın Guadalajara kulübüne imza atarak geçiş yapan Chicharito, burada geçirdiği 4 sene boyunca genç yaşına rağmen başarılı bir çizgi yakaladı. Ülkesinde sergilediği performansla 22 yaşında 2010 Dünya Kupası kadrosuna girmeyi başardı. 2010 Dünya Kupası’nda özellikle sonradan oyuna girip golünü atarak maçın adamı seçildiği Fransa mücadelesinde dikkatleri üzerine çekti. Fransa’yı saf dışı bırakarak gruptan çıkan Meksika son 16 turunda kupa finalisti Arjantin’e 3-1’le elenirken tek golü yine Chicharito attı. Turnuva sonrası FIFA İstatistik Analiz ekibi tarafından 2010 Dünya Kupası’nın en hızlı futbolcusu seçildi. Dünya Kupası’ndaki performansıyla büyük takımların radarına giren Chicharito, futbolun efsanelerinden Alex Ferguson’un çalıştırdığı dünya devi Manchester United’a imza atarak kariyerinin en büyük sıçrayışını gerçekleştirdi.

4. Keylor Navas – Kosta Rika

19 yaşında Kosta Rika kulübü Saprissa’ya imza atarak profesyonel hayatına başlayan Keylor Navas, 5 yıl boyunca bu kulüpte oynadıktan sonra 2010 yılında İspanya’nın Albacete takımına transfer oldu. İlk yılını Albacete’de geçirdikten sonra bir yıllığına Levante’ye kiralanan file bekçisi 2012 yılında bonservisi ile birlikte Levante’li oldu. İlk milli takım tecrübesini 2008 yılında Surinam karşısında yaşayan Navas’ın, milli takımıyla katıldığı ilk turnuva 2014 Dünya Kupası oldu. Grup aşamasında İngiltere, İtalya ve Uruguay ile bulundukları ölüm grubundan sadece 1 gol yiyerek 7 puanla lider olarak çıkan Kosta Rika, İngiltere ve İtalya gibi devleri saf dışı bırakıp tarihinde ilk defa bir üst tura yükselerek dikkatleri üzerine çekti. Son 16 turunda karşılaştıkları Yunanistan maçının normal süresinde yaptığı kurtarışlar ve penaltı atışlarında Gekas’ın penaltısını kurtararak maçın adamı seçilen Keylor Navas, Kosta Rika’yı Çeyrek Final’e taşıdı. Çeyrek Final’de karşılaştıkları Hollanda karşısında da müthiş kurtarışlara imza atan Navas, penaltılarda elenmelerine rağmen maçın adamı seçildi. Oynadığı 5 maçın 3’ünü normal sürede gol yemeden bitiren ve 3 defa maçın adamı seçilen file bekçisi bir anda büyük kulüplerin radarına takıldı. Dünya Kupası sonrası Real Madrid gibi bir dünya devine imza atan Navas, özellikle Casillas’ın ayrılışı sonrası oluşan kaleci açığı için Madrid kulübüne ilaç olacaktı.

 

3. James Rodriguez – Kolombiya

Profesyonelliğe 15 gibi çok genç bir yaşta Kolombiya’nın Envigado takımında geçiş yapan Rodriguez, iki sene ülkesinde oynadıktan sonra Arjantin’in Banfield takımına imza attı. Burada da iki sene geçiren Rodriguez 2010 yılında Avrupa gözlemciliğinin beşiği Porto’nun dikkatini çekerek Portekiz kulübüne imza attı. 3 sene boyunca Porto’da başarılı bir performans sergileyen genç oyuncu adından çokça söz ettirdi. 2013 yılında Falcao, Moutinho, Kondogbia gibi yıldız isimleri kadrosuna katarak futbola önemli yatırım yapan Monaco kulübüne transfer oldu. Milli formayı ilk kez 2011 yılında Bolivya karşısında giyen Rodriguez’in ilk önemli turnuvası 2014 Dünya Kupası oldu. Kolombiya, grup aşamasında sırasıyla Yunanistan, Fildişi Sahili ve Japonya’yı devirirken James Rodriguez bu üç maçın üçünde de golle buluştu. Son 16 turunda Uruguay ile karşılaşan Kolombiya’da yine James Rodriguez’in şovu vardı. James, bu mücadelede attığı iki golle takımını bir üst tura taşırken, bu gollerden biri FIFA Puşkaş ödülüne layık görülerek yılın golü seçildi. Kolombiya, Çeyrek Final’de Brezilya karşısına çıktıkları maçı Rodriguez’in yine boş geçmemesine rağmen 2-1 kaybederek turnuvaya James’in gözyaşları eşliğinde elendi. Rodriguez turnuvayı oynadığı 5 maçın hiçbirini boş geçmeyerek 6 golle tamamlayarak transfer döneminde dünya devlerinin gözdesi haline geldi. 22 Temmuz’da  da ”Hayatının Rüyası” olarak tanımladığı Real Madrid’e 76 milyon Euro’ya imza attı.

 

2. Mesut Özil – Almanya

18 yaşında, altyapısında oynadığı Schalke 04 takımına imza atarak profesyonelliğe geçiş yapan Türk asıllı Alman oyuncu, 2 sene sonra Werder Bremen’e transfer oldu. Bremen’de kendisini fiziğinin yanında mental olarak da inanılmaz geliştiren Özil, oynadığı futbolla, 2009’da kazandıkları ve aynı zamanda turnuvanın futbolcusu seçildiği U-21 Avrupa Şampiyonası’nda formasını giydiği Alman milli takımının 2010 Dünya Kupası kadrosuna kadar yükseldi. Grup aşamasında kazandıkları Avustralya maçında asist yapan ve Gana maçında ceza sahası dışından müthiş bir vuruşla maçın tek golünü atan Özil, takımının gruptan çıkmasında en büyük pay sahiplerinden oldu. Son 16 turunda eledikleri İngiltere maçını da asistle tamamlayan Özil, Çeyrek Final’de karşılaştıkları Arjantin maçını da bir asistle süslemeden geçmedi. Yarı Final’de İspanya’ya elenseler de gösterdiği performansla Avrupa’nın en yetenekli 10 genci arasına giren Özil, kendisini bir anda devlerin radarında buldu. Barcelona, Arsenal ve Real Madrid’in ciddi şekilde ilgilendiği dönemde, ünlü İngiliz futbolcu Wayne Rooney, kendisinin Manchester United’a transfer edilmesi için Alex Ferguson’a özel ricada bulunmuştu. Tarih 17 Ağustos 2010’u gösterirken Özil tüm spekülasyonlara son noktayı koyarak 18 milyon Euro’ya resmen Real Madrid’li oldu.

 

1. Ronaldinho Gaucho – Brezilya

Ronaldo de Assis Moreira, nam-ı diğer bir nesle futbolu sevdiren adam, kariyerine 1998’de ülkesinin Gremio takımında başladı. Sergilediği performansla birçok Avrupa kulübünün gözdesi olmayı başaran Ronaldinho, 2001 yılında Paris Saint-Germain’e 5 milyon Euro’ya imza atarak Fransa’nın yolunu tuttu. Paris’te sıkıntılı dönemler geçiren ve teknik direktörü Luis Fernandez ile yıldızı bir türlü barışmayan yetenekli futbolcu takımdan ayrılmaya karar verdi. Milli takımla çıktığı ilk büyük turnuva olan 1999 Copa America’da ülkesi ile zafere ulaşırken, genç yıldız turnuvayı 1 golle kapattı. Aynı sene içerisinde düzenlenen 1999 FIFA Konfederasyon Kupası’nda da milli takım kadrosunda kendine yer bulan Gaucho, Meksika’ya 4-3 kaybettikleri final maçı dışında bütün maçlarda gol atarak turnuvanın gol kralı oldu. Gol kralı olmasının dışında oynadığı futbolla Altın Top ödülüne layık görülerek turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi. Paris’te geçirdiği zor dönemlerden dolayı 2002 Dünya Kupası’na çağrılmayı beklemese de, teknik direktör Luiz Felipe Scolari kendisindeki yeteneğin farkındaydı. Ronaldo ve Rivaldo ile birlikte hücum hattının 3. R’si olan Ronaldinho turnuvada ilk golünü Çin Cumhuriyeti’ne attı. Gruptan 9 puanla lider çıkan Brezilya, son 16 turunda Belçika’yı geçerek Çeyrek Final’de İngiltere’nin rakibi oldu. Geri düştükleri mücadelede kendi yarı sahasında kazandığı topla çıkarak harika hareketlerle rakip ceza sahasına kadar gelen Ronaldinho, topu sağ çaprazda Rivaldo ile buluşturarak maçı dengeledi. Brezilya’da 50. dakikada kazanılan serbest vuruş sonrası topun başında yine o vardı. 37 metreden kazanılan serbest vuruşta kaleci Seaman’ı önde yakalayan Ronaldinho, topu doksana göndererek takımını Yarı Final’e taşıdı. Kart cezası nedeniyle Yarı Final’de 1-0’la geçtikleri Türkiye karşısında forma giyemese de Final’de 2-0 kazandıkları Almanya karşısında yine ilk 11’deydi. Genç yaşında böylesine büyük bir zaferde azımsanamayacak katkısı olan Ronaldinho, dünya devleri Barcelona ve Manchester United’ı uzunca peşinden koşturduktan sonra kendisini bir neslin kahramanı yapacak olan Barcelona’ya 30 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında imza attı.

 

About Berk Kosovalı

Check Also

Armaya Adanan Hayat: BEKİR ÇINAR

  15 Aralık 1995 Belçikalı Jean-Marc Bosman, Avrupa Adalet Divanı’na açtığı davayı kazandı. Bu karara göre ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/