25 Haziran 2019, Salı

Topun Arkasındakiler | ZELJKO BUVAC

Tuttuğunuz takımdaki bir futbolcunun attığı bir diyagonal pasla rakip defansın dünyasını nasıl döndürdüğünü, takımınızın gole giden yollarını ardına kadar nasıl açtığını izleyebilirsiniz. Bir oyuncunuz orta alanda ayağına gelen topu ceza sahasına kadar birkaç kişiyi çalımlayarak sürebilir ve takım arkadaşına al da at diye yuvarlayabilir.  Ya da kaleciniz rakip yarıya doğru öyle etkili bir uzun top yollamıştır ki adeta atak sonunda gelecek golün fragmanını görmüşsünüzdür. Bu ve bunun gibi pek çok senaryoda atılan gol, prosedür gereği topu ağlara yollayan tek bir kişiye yazılsa da aslında durumun öyle olmadığını bilirsiniz.  Cümleyi yazan takımdır, yalnızca noktayı bir kişi koyar. Şimdilerde Liverpool’un Jürgen Klopp’u sadece tecrübelerini oynattığı futbola aktarmakla kalmamış futboldan da hayat görüşüne bir şeyler katmış. Seneler önce teknik adamlıkta kendi takım oyununu oynayacağı ekip arkadaşı Zeljko Buvac’ı bulmuş, kafasında hunisi eksik Gözlüklü Kral.

Buvac 1991’de ülkesi Bosna’dan ayrılıp futbolculuk kariyerini devam ettirmek üzere Almanya’ya geldi ve 1992’de -Klopp’tan yaklaşık iki yıl sonra- Mainz’e transfer oldu. Aynı kulübün formasını terletip aynı amaç için sahada koşturan iki futbolcunun takım arkadaşı olarak birlikteliği Zeljko 1995’te kulüpten ayrılana dek sürdü. Bosnalının 1998’de futbolu bıraktığı Neukirchen kulübünde teknik direktörlüğe adım attığı dönemdeyse sahnenin diğer tarafında Klopp hala bir futbolcuydu ve zihnine bugünkü oyun anlayışının temellerini atıyordu. Onun da forvet olarak başlayıp kendisini defansta bulduğu oyunculuk hayatını sonlandırmasının ardından iki eski dostun arasında sessizce imzalanan tamim de otomatik olarak devreye girdi. “İlk önce kim büyük bir takımda göreve başlarsa diğeri onun yanına gelir.” Sözünü ilk tutma fırsatını bulan taraf Jürgen oldu, 2001 yılında eski takımı Mainz’de teknik direktörlük yapmaya başladığı zaman yanına istediği ilk adam Zeljko’ydu.

Mainz’i son nefeslerine oynayan bir takım olarak almıştı ikili. İşe başladıklarında düşme potasına ramak kalmıştı ve alt lige düşmemeleri imkansız olarak görülüyordu. Ama sonra bir şey oldu. Çıkılan 8 maçta 7 galibiyet… İnsanlar bunu mucize olarak adlandırıyordu ancak sandığın içinde bambaşka bir neden vardı, taktiksel zeka. İki ortak, ellerindeki  kısıtlı imkanlarla oynattıkları iki merkez orta sahalı 4-4-2’yle birlikte topla oynamaktan daha çok topa sahip olunmayan zaman dilimiyle ilgileniyordu. O dönemde yaptığı bir açıklamada şöyle diyor Klopp: ”…belki onlar topa sahip olduğunda daha iyi işler yapıyor olabilir ama biz de topa sahip olmadığımızda çok daha iyi işler yapacağımızı biliyorduk…”. Küme düşmek üzereyken tutup çıkardıkları takımı daha sonraki yıllarda hep zirveye oynattılar. Ve en sonunda 2004 yılı geldiğinde Mainz, daha antrenörlük lisansı bile olmayan hafif sıyırmış bir adamla onun sessiz, soğuk kanlı yardımcısı eşliğinde Bundesliga 1’e yükseliyordu.

Jürgen 2008’de Borussia Dortmund teknik direktörlüğüne giderken kulüpten kimse Buvac’ın onunla gidip gitmeyeceğini tartışmadı bile. “Zeljko’yu elbette takımda tutmak isterdim…” diyordu zamanın Mainz başkanı “ama Klopp’un Dortmund’da onsuz yapamayacağı çok açıktı.” Siyah-sarılı takıma geldiklerinde istedikleri “Az pas, hızlı hücum ve topu kaybettiğin anda prese başla oyununu” oynatacak yeterli bir kadronun ellerinde olmadığını gördüler.  Bunun üzerine ortaklar kolları sıvayıp var olan taktiklerini takıma uydurmaya girişti. İlk iş olarak oyun sistemlerine uygun olmadığını düşündükleri kim varsa gönderildi. Bu isimlerin arasında taraftarın yıldız olarak gördüğü ve gol istatistiği olarak bir hayli yukarıda olan isimler de vardı. Daha sonra ağırlıklı olarak hücum anlayışlı kurdukları 4-4-2’nin dizginlerini ellerine alıp oyun anlayışlarını biraz daha dengeye çekmeye çalıştılar. Pek çok insan tarafından alınan onca eleştirinin, umutsuz söylemlerin nihayetinde olmaz denilen oldu. Klopp ve Buvac’ın ortaya koyduğu futbolla özellikle 2011’den itibaren kendini belli eden bir başarı tablosu çizdi Alman ekibi. 2013 Şampiyonlar Ligi final müsabakasında Klopp sürekli yanında görülen ama ismini kimsenin bilmediği adam için “Zeljko futbolun uzmanıdır.” diyerek spotların bir kısmını kısa bir süreliğine Buvac’ın üzerine döndürüyordu.

Dortmund serüveninin ardından İngiltere’de Liverpool macerasında da ortağını yalnız bırakmadı Zeljko. 2015’te Anfield’a geldiklerinde Jürgen’in “takımın beyni” olarak adlandırdığı arkadaşı da onunlaydı. Bir keresinde Zeljko için “Her gün ondan yeni bir şeyler öğreniyorum.” diyen Klopp geçen birkaç ay öncesine kadar da buna devam ediyordu. Ancak geçtiğimiz aylarda ayrılık çanları bu iki dost için çaldı ve mayıs ayında Buvac ile yolların ayrıldığı duyuruldu. Yalnızca teknik direktörlük kariyerinde birlikte geçirilen 17 ve toplamda geçirilen 26 yıl…

Bu adamların inşa ettikleri kariyer iki çok farklı bestenin tek bir şarkı sözünde birleşebilme ihtimali gibi. Jürgen hem oyun dışında hem de saha kenarında çılgın bir teknik direktör. Bütün duygularını kulübenin önünde, mimiklerini ve tüm vücudunu kullanarak gösterebilme yeteneğine sahip. Takımının kalesinde gördüğü hatalı bir golün ardından Klopp’u saha çizgisinde yumruklarını sağa sola sallayarak koşarken görebilirsiniz. Verdiği röportajlarda hazırcevaplığı ve sempatik tavırlarıyla her zaman dikkat çekmiştir. Buvac ise daima daha sakin bir adam. Tabi her şey yolunda gidiyorsa.  Kolay kolay medyanın ışıkları altına girmez, gerekmediği hiçbir yerde konuşmaz. Jürgen, bazen arkadaşıyla sözlü iletişime ihtiyaç duymadığını telepatik olarak anlaşabildiklerini söylemişti. Klopp’un bu sezon en sınırlarını zorlayan halini gördüğümüz Gegenpressing’i bu ikilinin eseriydi ve şimdi ortaklardan biri evi terk etti. Bu olayda fikir uyuşmazlıkları, tek başına kariyerini sürdürme isteği gibi pek çok neden olabilir, bilmiyorum. Ama artık Gözlüklü Kral’ın gözü kapalı takımını emanet edebileceği bir adam olmadığı gerçek. Ne diyor şair:

Perde kapanıyor, film bitiyor işte,
O hiç bitmeyecek sandığımız…
Görüyorsun, konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
Sadece bakışlarımızda hüzün.
İşte ayrılık bu; hiç beklemediğimiz…

About Zübeyde Özcan

Futbol izler/okur/yazar.

Check Also

“SÜRECE GÜVEN” | Philadelphia 76ers

Allen Iversonlar, Moses Malonlar, Julius Ervingler, Wilt Chamberlainler kimler geldi kimler geçti bu takımdan… Çok ...

https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/